İçeriğe Atla Menüye Atla

Hakem Kararlarının Milliyeti 04 Temmuz 2017

Yabancılık unsuru taşıyan hakem kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için, hakem kararının icra edilebilirlik vasfının bulunup bulunmamasına göre söz konusu hakem kararının tanınması veya tenfiz edilmesi için ayrı birer dava açılması gerekmektedir. Bununla beraber, yabancılık unsuru taşımayan hakem kararlarının Türkiye’de sonuç doğurması için Türk mahkemelerinden herhangi bir icra edilebilirlik belgesi alınması gerekmemektedir. Diğer bir ifade ile yerli hakem kararları Türkiye’de verildikleri anda icra edilebilir hale gelmektedir. Bu ayırım nedeniyle, hangi hakem kararlarının yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığının tespiti önem taşımaktadır.

Hangi hakem kararlarının yabancı hakem kararı sayılacağı hususu mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiş olup, uygulamada hakemlerin milliyeti, tarafların vatandaşlığı, hakem kararlarının verildiği yer gibi çeşitli kriterler göz önüne alınarak hakem kararlarının yabancı hakem kararı sayılıp sayılmadığına karar verilmiştir.

Bununla beraber; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 07.11.1951 tarihli 126/109 sayılı içtihadıyla bu hususu düzenlemiş ve “bir hakem kararının yabancı bir hakem otoritesi altında verilmesi halinde o kararın yabancı hakem kararı sayılacağına” hükmetmiştir. Bu noktada, yabancı hakem otoritesinden ne anlaşılması gerektiğinin tespiti önem arz etmektedir.

Doktrinde bir grup, hakemlerin işin esasına ilişkin uyguladığı maddi hukukun yabancı olması halinde kararın yabancı hakem otoritesi altında verildiğini, diğer bir grup ise hakemlerin karar verirken uyguladığı usul hukukunun yabancı olması halinde hakem kararının yabancı sayılması gerektiğini savunmuşlardır. Yargıtay, sonraki kararlarında bu konuya da açıklık getirerek; “yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi bir hakem kararının yerli mi, yoksa yabancı mı hakem kararı olduğu "otoritesi altında verilen kanun" hükümleri esas alınarak saptanacağı ve burada bahis konusu edilen kanunun esasa değil, usule uygulanan kanun” olduğuna hükmederek, usule uygulanan hukukun yerli olması halinde hakem kararının yerli hakem kararı sayılacağını kabul etmiştir. (Yargıtay 11. HD 28.12.1978, 5258 E./5916 K., Yargıtay 15. HD 20.6.1996, 2781 E., 2533 K.).

Bu noktada, Yargıtay’ın hangi usul kurallarının Türk usul kuralları sayılacağı hakkında da değişik kararları bulunmaktadır. Zira bazı hallerde Yargıtay, Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce – “ICC”) (“MTO”) hakem kararlarını yabancı hakem kararı olarak kabul etmemektedir. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 06.11.1998 tarihli ve 1998/3507 E, 1998/4108 K sayılı kararı uyarınca;

“Hakem kurulu Türk uyruğu taşıyan kişilerden teşekkül ettirilmiştir. Yargılama, Türkiye’de sürmüş, karar burada verilmiştir. Sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkisinde yabancı unsur mevcut olmamakla birlikte, tahkim sözleşmesi veya koşulunda MTO hakemliğine başvurulacağı taraflarca kabul edilmişse, bu konudaki uyuşmazlık üzerine Türkiye’de verilen hakem kararları yerli hakem kararı sayılır”.

Buna göre Yargıtay, tarafların ve hakemlerin Türk uyruğunda olmaları ve tahkim yargılamasının Türkiye’de gerçekleşmesi halinde, taraflar tahkim yargılamasında ICC kurallarının uygulanacağını kabul etmiş olsalar bile, hakem kararının yerli hakem kararı olduğunu kabul etmektedir. Bu gibi hallerde, hakem kararları yerli hakem kararı sayıldığı için, bu kararların Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma veya tenfiz yoluna gitmeye gerek kalmamaktadır.