Banka Teminat Mektubu Yerine Kullanılan Kefalet Senedi Nedir? 20 Ağustos 2019
Kefalet Sigortası kavramı 2014 yılında, o zamanki adıyla Hazine Müsteşarlığı tarafından Kefalet Sigortası Genel Şartları (“Genel Şartlar”) yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Dünya genelinde yaklaşık 75 yıldır uygulama alanı bulan ve özellikle kamu ihale süreçlerinde özel sektörün teminat ihtiyacını karşılamak, bankalarca düzenlenen teminat mektuplarına ayrılan kredi limitlerinin ihtiyaç duyulan diğer alanlarda kullanılmasının önünü açmak ve reel sektörün elini rahatlatmak gibi amaçlarla kullanılan Kefalet Sigortası; 2017 yılında Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesinde yapılan değişiklikle bir teminat türü olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Ülkemizde son zamanlarda yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok banka teminat mektubu vermekten imtina etmektedir. Bu durum etkisini özellikle kamu ihalelerinde göstermektedir. Zira ihaleye girmek isteyen şirket sahipleri bankalardan teminat mektubu alamama sıkıntısıyla karşılaşmakta ve ihalelerde gecikmeler söz konusu olmaktadır. Bu noktada Sigorta Şirketleri, bankaların yerini doldurarak kefalet sigortası kapsamında kefalet senedi düzenlemekte ve teminat ihtiyacını karşılamaktadır.
Kefalet sigortası; sigorta ettiren, sigortacı ve lehtar olmak üzere üç taraflı bir ilişkiden oluşmaktadır ve sigortacı, ödenen prim karşılığında borçlunun alacaklı ile arasında bulunan hukuki ilişkiden doğan borcunu ifa etmeme rizikosuna karşı alacaklıya (lehtara) garanti sağlamaktadır. Sigorta şirketinin yapacağı risk incelemesi ve kefalet senedi vermeye karar vermesi halinde prim ödemesi peşinen yapılmakta ve kefalet senedi ödemenin ardından verilmektedir. Dolayısıyla prim ödenmemesi nedeniyle senedin iptali söz konusu olmamaktadır.
Kefalet sigortası sözleşmesinin kurulması ise iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada borçlu ile sigortacı arasında bir çerçeve sözleşme akdedilmekte ve borçlunun doğmuş ya da doğması muhtemel borçları için teminat sağlanmaktadır. İkinci aşamada ise bu sözleşmeye istinaden sigortacının düzenlediği kefalet senedi alacaklıya verilmektedir.
Kefalet sigortalarının çerçeve sözleşmeleri sigortacı veya sigorta ettiren tarafından tek taraflı sona erdirilebilmektedir. Ancak sigorta ettiren veya sigortacı bu sözleşmeyi, kefalet senedinin geçerlilik süresi içinde tek taraflı olarak feshetse dahi, senetler geçerli olmaya devam edecektir ve sigortacının lehtara karşı kefalet senedinden doğan yükümlülükleri yürürlükte kalacaktır. Yani bu noktada lehtar açısından bir risk bulunmamaktadır.
Kefalet sigortası, avans ödeme teminatı, ödeme teminatı, performans teminatı ve sözleşme teminatı gibi çeşitli teminat türleri sağlamaktadır. Buradaki önemli nokta şudur ki; kefalet sigortaları şarta bağlanabileceği gibi şartsız da düzenlenebilir.
Şartsız kefalet senetlerinde, lehtardan gelen tazmin talebi sonrasında Sigorta Şirketi tarafından, derhal ödeme yapılır. Sigorta ettirenin def’ileri ileri sürülerek tazmin talebi reddedilemez. Tazmin sebebi ve sebebinin doğruluğu araştırılmaz. Sigorta Şirketi, tazmin talebini ancak sahtekârlık vb. kendi def’ilerini ileri sürerek reddedebilir.
Şarta bağlı kefalet senetlerinde ise ödeme ancak sigorta ettirenin yükümlülüğünü yerine getirmemesi, lehtar tarafından yeterli kanıtların sunulması, sigorta ettirenin sunulan kanıtların yanlışlığı konusunda, sigortacıyı ikna edememesi hallerinde ödeme yapılmaktadır.
Şarta bağlı olarak düzenlenen kefalet senetleri kimi noktalarda banka teminat mektuplarından ayrılsa da şartsız ve görüldüğünde ödemeli olacak şekilde düzenlenen kefalet senetleri sağladığı hukuki koruma itibariyle banka teminat mektupları ile aynıdır. Sonuç olarak, kefalet sigortasının bir teminat türü olarak kabulüyle birlikte bankalardan teminat mektubu alınamaması halinde oluşacak olumsuz durumların önüne geçilmiştir ve banka teminat mektuplarına alternatif bir proje finansman yöntemi öngörülmüştür.

