Sözleşmeler Hukukunda Korona Virüsün Sebep Olduğu Covid-19 Bir Mücbir Sebep Hali Midir? Mücbir Sebep Sayılması Durumunda Sonuçları Ne Olacaktır? 24 Mart 2020
2019 yılının Aralık ayında ilk olarak Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip korona virüsü, Covid-19, 12.03.2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi (salgın) olarak nitelendirilmiştir.
Söz konusu virüsün dünya üzerinde hemen hemen her ülkede etkisini göstermesi ve hızla yayılması; kimi ülkelerde Olağanüstü Hal ilan edilmesi, sınırların kapatılması, sokağa çıkma yasağı gibi önlemler alınmasına neden olmakta, söz konusu önlemler neticesinde ticari ve ekonomik hayat önemli ölçüde etkilenmektedir.
Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgının Türkiye’yi de etkisi altına alması ile birlikte, ticaret şirketleri ve ticari işletmeler de çok ciddi riskler ile karşı karşıya kalmıştır. Korona virüs nedeniyle, üretim faaliyetleri ve tedarik zincirinde meydana gelen aksaklıklar başta olmak üzere şirketlerin nakit akışlarının bozulması, daha önce akdettikleri sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinin yerine getirilememesi gibi pek çok sorun ile karşı karşıya kalabilecekleri düşünülmektedir.
Bu kapsamda, korona virüsün ticari hayattaki etkileri nedeniyle sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilememesinde mücbir sebep olarak ileri sürülüp sürülemeyeceğinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
MÜCBİR SEBEP NEDİR?
Türk hukukunda bir hal veya olayın taraflar arasında imzalanan sözleşmede açık olarak mücbir sebep olarak gösterilmesi mümkündür. Bununla birlikte, sözleşmede mücbir sebep düzenlemesi bulunmayan hallerde genel hükümlerle göre mücbir sebep iddiasında bulunulabilir. Hukukumuzda, mücbir sebebin kanuni bir tanımı yapılmamış olmakla birlikte, Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda, sözleşmede mücbir sebep olarak sayılmayan bir durumun mücbir sebep olabilmesi için;
- Olayın tarafların kontrolünde olmaksızın gerçekleşmesi,
- Taraflarca söz konusu olayın gerçekleşmesinin veya ortaya çıkartabileceği sonuçların öngörülemez olması,
- Olayın önlenebilmesinin tarafların kontrolünde olmaması,
- Alınmış tedbirlere rağmen söz konusu olayın tarafların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesini imkansız hale getirmesi gerekmektedir.
Yukarıda ifade edildiği üzere taraflar kendi aralarında yaptıkları sözleşmelerde bazı durumları mücbir sebep olarak tanımlayabilecekleri gibi yukarıdaki şartların tamamının oluşması durumunda da birtakım olaylar mücbir sebep olarak değerlendirilebilmektedir.
KORONA VİRÜS SALGINININ MÜCBİR SEBEP HALİ OLARAK KABUL EDİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?
Korona virüs salgınından kaynaklanan halin mücbir sebep olarak kabul edilip edilemeyeceği her somut olay bakımından değerlendirilmesi gereken bir husus olduğundan, öncelikle yukarıda da belirtildiği şekilde mücbir sebep kavramının şartlarının varlığını tespit etmek önem teşkil etmektedir.
Korona virüsün dünyada yayılması ile birlikte, virüsün görüldüğü ülkeler, salgının etkisini azaltma ve vatandaşlarını koruma amacıyla birtakım önlemler almaya başlamış ve bu önlemler neticesinde özellikle turizm ve ulaşım sektörleri başta gelmek üzere pek çok sektörde faaliyet gösteren şirketler söz konusu önlemlerden olumsuz yönde etkilenmiştir.
Korona virüs salgının etkileri göz önüne alınarak Türk hukukuna tabi sözleşmelerde mücbir sebep iddiasında bulunmak mümkün müdür?
Tüm bu koşullar değerlendirildiğinde, korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınının, doktrinde koşulları belirlenen “Genel Mücbir Sebep” kavramı ile kural olarak örtüşmekte olduğu görülmektedir. Ancak, korona virüs salgınının objektif kıstaslar kapsamında mücbir sebep olduğu kabul edilse dahi, her sözleşme ve hukuki ilişki bünyesinde ifanın yerine getirilmesi hususunda bir engel teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu değerlendirme yapılırken bakılması gereken en önemli husus salgın ile sözleşme konusu edim arasındaki illiyet bağının mevcut olup olmadığıdır.
MÜCBİR SEBEP BELİRLENİRKEN DÜRÜSTLÜK KURALI VE HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMAMASI KAVRAMININ ÖNEMİ NEDİR?
Yukarıda da belirtildiği üzere bir olayın mücbir sebep olup olmadığının değerlendirilmesi yapılırken somut olay nezdinde söz konusu mücbir sebep ile edimin imkânsızlaşması arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Bu bağlantı kurulurken göz önüne alınması gereken düzenleme ise kuşkusuz Medeni Kanun’un 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralıdır. Bu hükme göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Buna göre, korona virüs salgının doğrudan veya dolaylı olarak etki etmediği bir sebeple edimin yerine getirilmediği durumlarda mücbir sebebe dayanılması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir. Korona virüs salgını ile borcun ifa edilememesi arasında bir bağlantı bulunmuyorsa veya salgına rağmen borçlu borcunu ifa edebilecek durumdaysa bu durumda mücbir sebebin varlığından söz edilemeyecek ve borçlu borcun gereği gibi ifa edilmemesinin hukuki sonuçlarına katlanmakla yükümlü olacaktır.
SONUÇ OLARAK, tüm dünyayı olduğu gibi ticari hayatı da etkisi altına alan korona virüs salgının Türk hukukunda mücbir sebep oluşturabilecek objektif kriterleri taşıdığı görülmektedir. Ancak bu salgının bir mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesi için ayrıca sözleşme edimini yerine getirilmesini imkânsız hale getiren bir durum oluşturarak sübjektif koşulu da sağlaması gerekmektedir.
Bu kapsamda, Türk hukukunda korona virüsün mücbir sebep olarak değerlendirilmesinde, sübjektif koşul tespiti yapılırken, sözleşmede yer alan düzenlemeler, sözleşmenin tarafları, taraflar arasındaki ticari ilişki, yabancılık unsuru, edimlerin niteliği gibi unsurlar dikkatli şekilde ele alınarak değerlendirme yapılmalı, korona virüs salgınının her koşulda mücbir sebep yaratacağı sonucuna varılmamalıdır.
For English Version:
http://www.kasaroglu.av.tr/en/does-corona-virus-constitute-a-force-majeure-event-under-contracts-law

