YENİ TİP KORONA VİRÜSÜNÜN SEBEP OLDUĞU COVİD-19 SALGININA KARŞI ALINAN TEDBİRLERİN KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ 29 Nisan 2020
Tüm dünyada büyük etkiler yaratan ve bir süredir ülkemizde de etkisini gösteren, yeni tip korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirler gün geçtikçe artmaktadır. Yaşanan bu olağanüstü dönemde, toplum sağlığı göz önüne alınarak getirilen tedbirlerin, kişisel verilerin korunması hukuku kapsamındaki ilkeler yönünden değerlendirilmesi gerekecektir.
1. PANDEMİ KAPSAMINDA KONUM VERİLERİNİN İŞLENMESİNİN HUKUKA UYGUNLUĞU
Öncelikle belirtmek gerekir ki konum verisi, Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelikte tanımlanmıştır. İlgili mevzuat tanımına göre konum verisi; “Kamuya açık elektronik haberleşme hizmeti kullanıcısına ait bir cihazın coğrafi konumunu belirleyen ve elektronik haberleşme şebekesinde veya elektronik haberleşme hizmeti aracılığıyla işlenen belirli veri” olarak ifade edilmiştir.
Kişisel verilerin korunması hukuku anlamında ise, konum verisinin bir kişiyi belirlenebilir kılan nitelikte olması sebebiyle, KVKK anlamında kişisel veri olduğu açıktır. Buna göre, son zamanlarda ülkemizde de gündeme gelen, yeni tip korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınını yayılmasının önüne geçilebilmesi için, bu salgına yakalanan kişilerin konumlarının kayıt altında tutulması ve ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından izlenmesini sağlayan mobil uygulamaların Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında hukuka aykırılık oluşturup oluşturmadığının değerlendirmesini yapmak gerekmiştir.
Bu kapsamda, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından 09.04.2020 tarihinde gerçekleştirilen duyuru ile de, söz konusu konum verilerinin işlenmesinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelere uygun olarak, amacına uygun şekilde işlenerek yalnızca salgının önlenmesinde etkili Kamu Kurumları tarafından erişilebilmesinin sağlanması gerektiği, üçüncü kişilerin erişimine açılması halindeyse kişisel verilerin korunması hukukuna aykırılık teşkil edeceği, bu sebeple gerekli teknik altyapının kurulmasının önem arz ettiği ifade edilmiş, böylelikle bu hususta ortaya çıkan sorular cevap bulmuştur.
2. SAĞLIK KURULUŞLARI TARAFINDAN COVİD-19 SALGININA YAKALANAN KİŞİLERİN KAYIT ALTINDA TUTULARAK VERİLERİNİN İŞLENMESİ
Yeni tip korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgını, oldukça bulaşıcı bir yapıya sahip olmakla, yapılan çalışmalar söz konusu hastalığın bir kişiden onlarca kişiye bulaştığını ve bu bulaşın her türlü temasla gerçekleşebildiğini ortaya koymuştur. Bu sebeple salgının yayılımının önlenebilmesi için, salgına yakalanmış kişilerin tespit edilmesi ve kontrol altında tutulması büyük önem taşımaktadır.
Ancak, bir kişinin sağlığına ilişkin veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında özel nitelikli veri olmakla, işlenmesine ilişkin kurallarda ayrıca düzenlemelere gidilmiştir. Buna göre bir kişiye ait özel nitelikli verinin işlenmesi ancak o kişinin açık rızasının alınmasıyla mümkündür.
Bu noktada Kanun; kişinin açık rızasının alınmasının mümkün olmadığı veya kişinin rıza vermediği durumlarda, söz konusu verinin işlenmesi kamu sağlığının korunması için gerekliyse, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından kişinin sağlığına ilişkin özel nitelikli verinin açık rıza olmaksızın işlenebilmesine imkan tanımaktadır.
Bu kapsamda, Covid-19 salgının önlenmesi için alınan tedbirler kapsamında yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından, sağlık verilerinin işlenmesinin önünde bir engel bulunmadığı Kanun hükümlerince ortaya konulmaktadır. Ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurulu; yetkili kamu kurum ve kuruluşlar tarafından kişilere telefon, mesaj veya e-posta yoluyla toplum sağlığı ile ilgili mesajlar gönderebileceğinin, bu hususta Kişisel Verilerin Korunması Kanunu açısından bir sakınca bulunmadığını belirterek ilgili düzenlemenin kapsamı hakkında da görüş bildirmiştir.

