FIDIC SÖZLEŞMELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ 23 Ekim 2020
- FIDIC NEDİR?
FIDIC, 1913 yılında İsviçre’nin Lozan kentinde kurulmuş bulunan ve kurucu üye ülkeleri Fransa, Belçika ve İsviçre olan “Fédération Internationale des Ingéniurs Conseils” bir diğer ifadesiyle “Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu”nu ifade etmektedir. Federasyona, her ülkeden ancak bir tek kuruluş üye olabilmektedir ve federasyon bugün 78 ülkeden üyeye sahip uluslararası bir meslek kuruluşu niteliğindedir. Türk Müşavir Mühendisler Mimarlar Birliği (TMMMB) 1987 yılında birliğe üye olarak, birliğin Türkiye'deki temsilciliğini üstlenmiştir.
Bir meslek örgütü olan FIDIC’in kurulma amacı, uluslararası müşavirlik mesleğinin geliştirilmesi ve sürekli değişen ihtiyaçlara adapte edilmesidir. FIDIC bu kapsamda yıllık uluslararası toplantılar ve eğitimler düzenler, sektörün her paydaşını ilgilendiren dokümanları hazırlar ve bu çalışmaları ilgili kurumlarla interaktif şekilde yürütür. Ancak federasyonun asıl önemi inşaat, makine ve elektrik mühendisliği konularında dünya çapında sözleşme standartları üreten bir kuruluş olmasıdır.
- FIDIC SÖZLEŞMELERİ
Günümüzde uluslararası alanda kurulan hukuki ilişkiler hızla gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Bunun bir sonucu olarak; sıklıkla gerçekleştirilen yapı ve inşaat işlerinde de farklı uluslara ve hukuk sistemlerine mensup olan taraflar arasında görüş ve anlayış birliğini sağlamanın zorluğu karşısında, bir Uluslararası Tip Sözleşme yaratma gereği doğmuştur. Günümüzde FIDIC olarak adlandırılan bu tip sözleşme “Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu” ile “Bina ve Bayındırlık İşleri Uluslararası Federasyonu” tarafından müştereken hazırlanmış ve 1957 yılında yayınlanmıştır. Uzun yıllardan beri kullanılan dokümanlar ve tip sözleşmeler, zamanla ve özellikle de son on yılda gelişen teknoloji ve ihtiyaçlara cevap verecek şekilde geliştirilerek revize edilmiştir.
İnşaat sürecinde rizikoyu kimin taşıyacağı, tasarımı kimin hazırlayacağı ve sözleşmenin yönetimini kimin üstleneceği vb. soruları düzenleme amacı ile hazırlanan FIDIC Sözleşmelerinin Kırmızı Kitap, Sarı Kitap, Gümüş Kitap ve Yeşil Kitap gibi birçok çeşidi vardır. Bu kitaplar arasındaki temel farklılıklar iş sahibi ile yüklenicin yükümlülüklerin belirlenmesi hususunda ortaya çıkmakta olup Türkiye’deki yapım işlerinde en yaygın uygulama alanı bulan Kırmızı Kitap, 1999 yılında FIDIC tarafından güncellenmiştir. Kırmızı Kitap, ihale ve inşaat sözleşmesinin temel ilkelerini tespit etmektedir. Bu şartnamede işin projesinin işveren tarafından hazırlanıp veya hazırlatılıp müteahhide inşaat işinin yaptırılması öngörülmektedir.
Kırmızı Kitap’ın yanı sıra; Sarı Kitap tesis ve tasarım yapım sözleşmeleri için, Gümüş Kitap nihai maliyet ve sürenin kesinliğinin işveren için önem arz ettiği anahtar teslimi projeler için, Yeşil Kitap ihale bedeli 500.000 USD’yi geçmeyen sözleşmeler için, Beyaz Kitap işveren/müşavir hizmet anlaşmaları için, Altın Kitap ise büyük sermaye ihtiyacı olan yatırım projeleri için uzun bir işletme süreci öngörülerek geliştirilmiştir.
Öngörülen sözleşme taraflarına bakıldığında, Türk uygulamasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda işveren ve yüklenici olarak ifade edilen sözleşme taraflarına FIDIC Sözleşmeleri, teknik müşavir olarak nitelendirilebilecek “mühendis” tarafını da eklemiş bulunmaktadır. Mühendis iş sahibi tarafından atanır ve sözleşme süresince teknik, idari, mali konularda kendi nam ve hesabına gözetim, denetim ve karar verme yetkisine sahiptir fakat iş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmeye taraf değildir.
Bütün FIDIC Standart Sözleşmeleri veya FIDIC Sözleşmeleri Genel Şartlar ve Özel Şartlar olmak üzere iki bölümden oluşur. Genel Şartlar, tüm inşaat sözleşmelerine uygulanabilir nitelikte olan iş sahibinin yükümlülüğü, mühendisin yükümlülüğü vb. gibi konuları düzenlerken, Özel Şartlar işin yapılacağı yerdeki jeolojik ve sosyo-ekonomik şartlar, iş sahibinin işe müdahale isteğinin sınırları, işin tamamının veya bir kısmının teslimi gibi değişken şartlar içermektedir. Bu noktada önemle belirtilmesi gereken husus, FIDIC genel ve özel şartları inşaat sözleşmelerinde taraf olacaklara tavsiye niteliğinde olup herhangi bir bağlayıcı hukuki değeri yoktur. Bu nedenle, FIDIC Sözleşmelerini temel alarak bir inşaat sözleşmesi hazırlayan tarafların Genel Şartları olduğu gibi kabul etmelerine gerek yoktur. Bununla beraber FIDIC şartnameleri, temelde bir özel hukuk sözleşmesi olan inşaat sözleşmesinin tabi olacağı hükümleri düzenlediği için tarafların anlaşması şartıyla sözleşme ve şartnamelerde işin her aşamasında değişiklik yapılması söz konusu olabilir.
- UYGULAMADA FIDIC SÖZLEŞMELERİ
Günümüzde gerek Dünya Bankası gerek ise diğer kredi kuruluşlarının, finansmanını sağladıkları işlerde FIDIC şartnamesinin uygulanmasını istemeleri dolayısıyla birçok ülkedeki uluslararası ihaleler FIDIC şartnamesine göre yapılmaktadır. Türkiye’de uluslararası çalışmaya başlayan inşaat şirketleri de 1970’li yılların başından itibaren, yurt dışında uluslararası ihalelere katılarak aldıkları işlerde FIDIC şartname hükümlerine göre inşaat sözleşmeleri imzalamaya başlamışlardır.
Türkiye’de FIDIC kurallarının uygulandığı özellikle yurt dışı kredili, büyük teknik ve mali boyutu olan projelere Marmaray Projesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, İstanbul-Ankara otoyolu projesi örnek gösterilebilir. Ayrıca, Hazine Müsteşarlığı - Merkezi Finans ve İhale Birimi; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı – Rekabetçi Sektörler Programı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı – AB Yatırımları Dairesi Başkanlığı; Ulaştırma Bakanlığı – Ulaştırma Operasyonel Programı gibi kurumlar tarafından ihale edilen yapım işlerinde de FIDIC Sözleşmelerinin esas alındığı görülmektedir.
- FIDIC SÖZLEŞMELERİNDE UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ
1999 tarihinde yapılan değişiklikler ile mühendislerin uyuşmazlık çözümündeki rolleri eskiye nazaran kısıtlanmıştır. Buna göre, tam bir uyuşmazlık raddesine varmayan fikir ayrılıklarında olası taleplerle mühendislerle ilgilenecek fakat uyuşmazlığın varlığı halinde alternatif çözüm yolları işletilecektir.
Buna göre; uyuşmazlığın çözümü için taraflardan her biri Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na (DAB) başvurabilir. DAB, sözleşmeden doğan ve sözleşmeye ilişkin ya da işin ifasından doğan bütün uyuşmazlıkları çözmekle yükümlü olduğundan, hukuki uyuşmazlıklar hakkında karar veren bir kuruldur. Ancak bu kurulun bir hakem heyeti hüviyetinde olmadığı (Kırmızı Kitap) madde 20.4’te açıkça belirtilmiştir. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun söz konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak vermiş olduğu karar, daha sonra başka bir yöntemle değiştirilmedikçe bağlayıcı niteliktedir ancak kesin hüküm taşımaz. Taraflardan birinin DAB kararına karşı 28 gün içinde memnuniyetsizlik bildiriminde bulunması halinde veya DAB’ın 84 gün içinde karar vermemesi halinde, taraflar dostane çözüm yoluna başvurabilir. Dostane müzakerelerden sonuç alınamaması durumunda ise uyuşmazlık tahkime taşınacaktır (m. 20/6).
Bağlayıcı ve kesin hale gelmiş DAB kararlarının uygulanmaması durumunda da taraflardan birisi uyuşmazlığı tahkime götürebilir. Böyle bir durumda yeniden bir DAB kararı alınmasına veya dostça müzakereler yürütülmesine gerek yoktur. ( m. 20/7)
Kural olarak, FIDIC Sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların ICC tahkimine (Milletlerarası Tahkim Divanı) götürüleceği öngörülmüştür. Ancak, tarafların başka bir tahkim mekanizması öngörmeleri de mümkündür.

