İSLAMİ FİNANS KAVRAMI VE TEMEL İSLAMİ FİNANSMAN ARAÇLARI 23 Ekim 2023

1. İslami Finans Nedir?

İslami finans ya da İslami finansın temeli olan İslami bankacılık, kavram olarak İslami öğretilerin (Şeriat) prensipleri ile uyumlu şekilde yürütülen bankacılık faaliyetleri veya bankacılık sistemi olarak tanımlanmaktadır. Şeriat kurallarına uygun şekilde yürütülmesi haricinde, İslami bankacılık özünde tıpkı geleneksel bankacılık anlayışında olduğu gibi borç vererek para kazanma amacı güdülmektedir.

 

2. İslami Finansın Esasları Nelerdir?

İslami finans, “Riba” olarak da adlandırılan faizin tüm işlemlerde bertaraf edilmesi prensibine dayanmaktadır. Bir başka deyişle, faizsiz olmadıkça tek başına sermaye borç olarak verilemez. Buradan hareketle, İslami finans esas itibarıyla, modern bankacılık sisteminin temelini oluşturan sermayeden para kazanma ya da paranın prim yapması anlayışının anti tezini oluşturmaktadır. Bu çıkarım, paranın tek başına herhangi bir değerinin olmadığı ve paranın yalnızca bir mübadele aracı olduğu prensibine dayanmaktadır. Geleneksel finansman yöntemlerinin, özellikle geleneksel bankacılık sisteminin aksine, İslami finans sisteminde bankacı-müşteri veya alacaklı-borçlu ilişkisi bulunmamaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, faizin tüm finansman işlemlerinde yasak olmasından ötürü, taraflar arasında finansmana konu yatırımın kar ve zararının paylaşılacağı bir ortaklık ilişkisi kurulmaktadır. Bu nedenledir ki İslami finans çerçevesinde yürütülen alım-satım veya kiralama işlemlerinin bütünü finansmanın temellendirileceği bir varlığa dayandırılmalıdır. Bu yüzden de İslami bankalar, sermayesini ödünç veren bir kuruluştan ziyade birer yatırımcı gibi hareket ederler. İslami kurallar çerçevesinde yasaklanmış olan helal olmayan yiyecekler (domuz eti, kurban edilmemiş hayvan eti veya İslami kurallara göre kesilmemiş hayvan eti gibi) ya da alkollü içecekler, pornografi, tütün ve tütün mamulleri ve silahlar gibi ürünlerin ticaretini yapan şirketler İslami sermayenin konusunu teşkil edemez. Ayrıca, yine İslami kurallar uyarınca bir sözleşmenin konu, fiyat, teslimat zamanı gibi unsurlarının sözleşme anında mutlak şekilde belirlenmesi gerektiğinden, İslami finansın temel prensiplerinden bir diğeri de Gharar olarak adlandırılan belirsizlik yasağıdır.

 

3. Temel İslami Finans Araçları Nelerdir ve Bunlardan Hangileri Türkiye’de Kullanılmaktadır?

Yukarıda da belirtildiği üzere, İslami finans, yalnızca sermayenin ödünç verilmesinden ziyade bir yatırım ortaklığı özelliği taşımaktadır. Buradan hareketle, İslami finans araçları, Ijarah (kira), Istisna’ (vadeli ödeme, sonradan teslim), Mudarebe, Murabaha, Muşareke, Qard (karz-ı hazen), Selem (ön ödeme, gecikmeli teslim), Sukuk Al Istitmar, Tavarruk, Wadi’ah (vadesiz mevduat) ve Vakala (acente) şeklinde sıralanabilir. Bu ürünlerin bazıları geleneksel finans ürünleriyle benzerlik göstermekteyken bazıları ise özellikle İslami finansa özgüdür. Bunlar:

Mudarebe: Finansal kuruluşun yatırım kapsamında sermayenin tamamını finanse ettiği, müşterininse emeğini ortaya koyduğu emek-sermaye ortaklığıdır. Yatırımdan elde edilecek kar ise Gharar prensibi çerçevesinde sözleşme öncesinde belirlenmiş oran üzerinden dağıtılır. Müşteriye isnat edilecek bir kusur olmadıkça, ortaya çıkan zarar, tek başına finansal kurum tarafından üstlenilir. Müşterinin sorumluluğu sadece zamanı, emeği ve uzmanlığı ile sınırlıdır.

Muşareke: Finansal kuruluşun sermaye, müşterininse hem sermaye hem de uzmanlık sağladığı ortaklık türüdür. Mudarebe modelinde olduğu gibi, kazanç sözleşme öncesinde belirlenmiş oran üzerinden paylaştırılır. Kayıplar ise sermaye katılımına orantılı olarak üstlenilir.

Murabaha: Müşterinin, finansal kuruluşa, tedarikçiden finansmana konu malı temin etmesi için sipariş verdiği üç taraflı bir sözleşmedir. Müşteriden gelen sipariş üzerine tedarikçiden finansman konusu malı satın alan finansal kuruluş, söz konusu mal çerçevesinde maliyet ve kar marjı fiyatlandırması yaparak bahse konu malı belirlenecek vade dönemi içerisinde ödenecek sabit oranlı taksitlerle müşteriye satar. Burada özellik ve önem arz eden husus, finansal kuruluş tarafından tedarikçiden satın alınan malın maliyetinin müşteri tarafından bilinmesi ve finansal kuruluşun kar marjının müşteri ile görüşülmek suretiyle belirlenmesidir. Toplam bedel genellikle taksitlendirilerek ödenmektedir.

Sukuk: Finansmanın dayandırıldığı varlığa bağlı olarak piyasada çeşitli sukuk ürünleri yer almaktadır. Bununla birlikte sukuk, finansmana konu olan maddi varlık veya kazançtan (yönetim anlaşması, işletme, ortaklık, inşaat sözleşmesi vb.) kaynaklanan her tür hak üzerinde pay oranı nispetinde mülkiyeti temsil eden sertifika olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda, sukuk sertifikasını satın alan kişi, sertifikanın temsil ettiği oranda sertifikayı ihraç eden kuruluşun yerine geçmekte ve o oranda mülkiyet sahibi olmaktadır. Sertifikayı ihraç eden kuruluş, Sukuk konusu varlık kapsamında ortaya çıkan edimlerin ifasından bağımsız olarak sukuk sahiplerine mülkiyet oranları çerçevesindeki ödemeyi yapmakla yükümlüdür.

 

4. Türk Hukukunda Kira Sertifikası – Sukuk Al Ijara

Türk hukukunda kira sertifikaları 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 7/A maddesi ile 28670 sayılı ve 7 Haziran 2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Kira Sertifikaları Tebliğ hükümleri ile düzenlenmiştir. İlgili mevzuatın yasalaşması ile sukuk al ijara, alternatif bir finansman aracı olarak büyük bir önem kazanmıştır. Anılan düzenleme ışığında gerek kamu sektörü gerekse özel sektör sukuk sertifikaları ihraç edebilmektedir.

Hazine Müsteşarlığı Varlık Kiralama Anonim Şirketi (HMVKŞ) tarafından ihraç edilen kira sertifikaları, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 7/A Maddesi kapsamında, kamuya ait taşınmazların HMVKŞ’ye satışı yoluyla yapılmaktadır. Diğer kuruluşlarca ihraç edilen kira sertifikalarının düzenlemesi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 07.06.2013 tarih ve 28670 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan III-61.1 sayılı “Kira Sertifikaları Tebliği” ile yapılmıştır. Tebliğ ile şirketlere kira sertifikası ihracı yoluyla sermaye piyasalarından fon temin etme imkânı sağlanmıştır.

Sukuk Sertifikalarının Vergilendirilmesi

Kurumlar Vergisi: 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 5/1.k maddesi uyarınca, kaynak kuruluş tarafından varlık kiralama şirketlerine sukuk ihraç edilmesi amacıyla devredilen varlık ve haklardan kaynaklanan kazançlar ile söz konusu varlık ve hakların kaynak kuruluşa geri devredilmesi neticesinde ortaya çıkacak kazançlar kurumlar vergisinden muaftır.

KDV: 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Hakkında Kanunun 17/4.u maddesinde yer alan düzenlemeye göre (i) sukuk konusu varlığın kaynak kuruluş tarafından varlık kiralama şirketine satışı ve devri ile süre sonunda söz konusu varlığın tekrar varlık kiralama şirketi tarafından kaynak kuruluşa geri satışı ve devri, (ii) sukuk konusu varlığın söz konusu varlık kiralama şirketi tarafından kaynak kuruluşa kiralanması ve devralınan kuruma devri KDV’den muaftır.

Damga Vergisi: 488 Sayılı Damga Vergisi Hakkında Kanunu’nda istisnaların sayıldığı (2) nolu tablonun “IV.Ticari ve Medeni İşlerle İlgili Kağıtlar” başlığının 41.fıkrası uyarınca, sukuk konusu varlık ile ilgili olarak kaynak kuruluş ile varlık kiralama şirketi arasında gerçekleştirilecek satış, devir, kiralama, yeniden devir ve rehin işlemleri ile bu çerçevede ihraç edilecek kira sertifikaları damga vergisinden muaftır.

Gelir vergisi: Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından Türkiye’de ihraç edilen kira sertifikaları üzerinden elde edilen gelir ve kazançlar 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince %10 oranında tevkifata tabi tutulacaktır.

Ancak, bu sertifikaların 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketlerince ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından olması halinde uygulanacak olan tevkifat oranı %0 olacaktır.

Öte yandan, 24/5/2020 tarihinden itibaren iktisap edilen varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ve bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlar 23/5/2020 tarihli ve 2569 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince %15 oranında tevkifata tabidir.

Diğer taraftan, 23/12/2020 ile 30/6/2023 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlar için tevkifat oranı 22.12.2020 tarihli ve 3321 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve 28.12.2022 tarihli ve 6618 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince vadelere göre %0, %3 ve %5 olarak uygulanmaktadır.

Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışından ihraç edilen kira sertifikaları ise, GVK’nın geçici 67.maddesi kapsamına giren menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı sayılmadığından, geçici 67. madde kapsamında tevkifata tabi değildir.

 

Sonuç

Sukuk sertifikaları bakımından getirilen ve yukarıda açıklanan vergisel kolaylıklar dikkate alındığında, Türk hukuk sisteminin İslami finans araçlarının piyasaya girmesi için yasal zemini oluşturduğu görülmektedir. Küresel finans piyasalarında görülen yeni eğilimler, İslami finansın zamanla büyüyeceğini ve daha fazla müşteri bulacağını göstermektedir. Bu itibarla, İslami finansın yasal zemininin potansiyel yatırımcıları teşvik edici hale getirilmesi ve söz konusu teşviklerin iyi şekilde pazarlanması durumunda, Türkiye özellikle körfez yatırımcıları açısından cazip bir İslami finans pazarı haline gelebilir.