Tahkim Şartı Bulunan Sözleşmelerden Doğan Alacaklar İflas Yoluyla Takip Edilebilir Mi? 20 Kasım 2019
Taraflar aralarında ortaya çıkmış veya çıkabilecek olan uyuşmazlıkları olağan devlet yargısı yerine aralarında imzaladıkları sözleşmeye tahkim şartı koyarak veya ayrıca bir tahkim anlaşması yaparak, kendi belirledikleri ülke hukuku kuralları çerçevesinde ve kendi belirledikleri hakemler tarafından çözümlenmesi kararlaştırabilmektedir. 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”)’nun 4. maddesi, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi (“New York Sözleşmesi”)’nin 2/1. maddesindeki tanımı esas alarak tahkim anlaşmasının tanımını yapmıştır. Bu maddeye göre tahkim anlaşması şu şekilde tanımlanmıştır: “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır.”
Öte yandan New York Sözleşmesi’nin 5/2/b maddesine göre tanıma veya tenfizi kabul edilen kararların, tanıma veya tenfiz talep edilen ülkenin kamu düzenine aykırı olması halinde: söz konusu ülkenin tanıma veya tenfiz kararını reddetme hakkı bulunmaktadır. Ayrıca bu husus MTK’nın 1/ 4 maddesinde “Bu Kanun, iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklarda uygulanmaz” denilmek suretiyle Türk kamu düzeni ilgilendiren konularda tahkim şartının geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 28.01.1994 tarihli 1993/4 E. 1994/1 K. numaralı kararında tarafların ancak kamu düzenini ilgilendirmeyen konulardaki uyuşmazlıklarda tahkim sözleşmesi yapabilecekleri düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklanan hususlar ışığında, uygulamada tahkim şartı bulunan sözleşmelerden doğan alacakların hangi yöntemle tahsil edilebileceği konusunda belirsizlikler bulunmaktadır. İcra İflas Kanunu’nun 154/3 maddesinde “Borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi dahi iflas takibi için yetkili sayılır. Şu kadar ki; iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır” hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu hükümden anlaşılacağı üzere her ne kadar yetkili icra dairesi yetki sözleşme ile tayin edilebiliyorsa da iflasa karar vermeye yetkili mahkeme borçlunun muamele merkezi mahkemesidir ve bu yetki kesin ve kamu düzenine ilişkindir. Nitekim 2005/5976 E. 2005/10004 K. numaralı Yargıtay Kararı’nda “iflas davasında tahkim sözleşmesinin mümkün olmadığı” belirtilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere iflas davalarında yetki, kamu düzenine ilişkin olduğu ve iki tarafın iradelerine bağlı olan bir husus olmadığı için tahkim sözleşmesi yapmaya elverişli bir husus değildir. Bu nedenle yakın zamana kadar içerisinde tahkim şartı bulunan sözleşmelerden doğan alacaklar kamu düzenine ilişkin olan iflas yolu ile takip vasıtasıyla, tahkim şartı itirazına takılmadan tahsil edilebilmekteydi. Fakat Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2016/5765 E. 2018/5560 K. numaralı kararında “İflas davalarında tahkim şartının uygulanamayacağına ilişkin kural, alacağın tespiti aşamasına ilişkin olmayıp, iflas kararı verilmesi konusundaki devlet egemenliği ilkesi açısından hüküm ifade eder” şeklinde hüküm kurmuştur. Bu Yargıtay Kararı doğrultusunda tahkim şartı bulunan sözleşmenin alacaklısı tahkim sözleşmesiyle yetkili kılınan makamdan alacağını tespit ettirmeli, daha sonra bu tespit kararı ile birlikte borçlu aleyhine iflas yoluyla takip yapması ve borçlunun muamele merkezi Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açması gerekmektedir.
Bu hususta alacaklısı yabancı, borçlusu Türk olan iflas davalarında bir çok sıkıntıya neden olabilecektir. Alacaklı tahkim sözleşmesi ile yetkili kılınan merciden alacağı tespit ettirecek ve tekrar borçlunun muamele merkezinde iflas davası açmak zorunda kalacak ve borçlu tahkim makamı tarafından alacağı tespit edilmeden açılan iflas davasına itiraz edebilecektir.
Yukarıda açıklandığı üzere Yargıtay’ın çeşitli dairelerin tahkim şartı bulunan sözleşmelerden doğan alacakları iflas yoluyla takibi hususunda çeşitli kararları bulunmaktadır. Tahkim şartı bulunan sözleşmeden doğan alacakları tahkime gitmeden doğrudan iflas yoluna başvurmak, süreci kısaltabileceği gibi uzatması da mümkündür. Bu nedenle tahkim şartı bulunan sözleşmelerden doğan alacakları hangi yolla tahsil edileceği hususunda mutlaka bir avukattan yardım alınmalı ve daha sonrasında sürece başlanmalıdır.
For English Version: http://www.kasaroglu.av.tr/en/claims-arising-from-contracts-including-arbitration-bankruptcy-proceedings

