TÜRKİYE’DE YERLEŞİK BULUNAN BİR ŞİRKETİN, YURT DIŞINDAKİ BİR ŞİRKETE KREDİ KULLANDIRMASI MÜMKÜN MÜDÜR ? 17 Haziran 2020
BİR ŞİRKETİN BAŞKA BİR ŞİRKETE BORÇ VERMESİ VEYA KREDİ KULLANDIRMASI MÜMKÜN MÜDÜR?
Türkiye’de bulunan ve bir şirketin, yurtdışındaki bir şirkete kredi kullandırabilmesinin hangi koşullarda mümkün olduğu tespit edilirken, temelde bir şirketin başka bir şirkete kredi kullandırabilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda mevzuattaki düzenlemeler incelendiğinde, bir şirketin başka bir şirkete kredi kullandırması veya borç vermesiyle ilgili açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bu konuda getirilen diğer düzenlemelere bakıldığında, bu işlemlerin belli koşullar altında yapılabileceği sonucu çıkartılmaktadır. Düzenlenmeyen hususlarda değerlendirme yapılırken ise, mevcut hükümlerden yola çıkarak tespit yapmak gerekecektir.
Bu hususta öncelikle belirtmek gerekir ki, borç verme devlete ait bir imtiyaz olmakla, kamu gücünün kullanılarak yapılması gereken bir faaliyettir. Ancak devlet, belli koşulları taşıyan ve mevzuatlarda tanımlı belli kuruluşlara söz konusu imtiyazı devredebilmekte ve belirli koşullar altında borç verme faaliyetinin yapılmasına izin vermektedir. Söz konusu kuruluşlar; Bankalar, Finans Kuruluşları ve Faktoring Şirketleri gibi yapılardır.
Diğer yandan Türk Ceza Kanununda yer alan hükümler ışığında, mevzuatta belirtildiği gibi kredi kullandırma yetkisi bulunmayan kişiler veya kuruluşlar tarafından, kazanç sağlama amacıyla borç verme, kredi kullandırma gibi işlemlerin, tefecilik suçunu oluşturacağı ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu düzenlemeler kapsamında, bir şirketin devlete ait olan bu imtiyaz gereği başka bir şirkete veya kişiye borç vermesi veya kredi kullandırmasının mümkün olmadığı sonucu çıkmakta olup, mevzuatımızda yer alan bazı düzenlemeler ışığında bu işlemlerin bağlantılı şirketler arasında mümkün olabileceği görünmektedir. Zira ticari hayatta da grup şirketleri veya aynı Holding yapısı içinde bulunan şirketler arasında borç işlemi gerçekleştirilmesi birçok açıdan gerekli hale gelmiştir.
TÜRKİYE’DE KAYITLI BİR ŞİRKET YURTDIŞINDA KAYITLI BULUNAN BİR ŞİRKETE HANGİ KOŞULLARDA KREDİ KULLANDIRABİLİR?
Yukarıda belirtildiği üzere genel olarak şirketler arası kredi kullandırılması, bağlantısı olmayan şirketler açısından mümkün değildir. Grup şirketleri veya Holding yapısı altında bulunan şirketlerin birbirine kredi kullandırması hususunda ise temel olarak iki düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan biri; “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ”, diğeri ise; “Sermaye Hareketleri Genelgesi”dir.
2008-32/34 sayılı Tebliğ Yönünden
2008-32/34 sayılı Tebliğin 11. maddesinin 12. Fıkrasına göre; Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında pay sahibi olduğu ortaklıklara, yurtdışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz veya TL kredisi açabileceklerinin mümkün olduğu belirtilmektedir.
11/12: “Türkiye’de yerleşik kişilerce yurt dışında pay sahibi olduğu ortaklıklara, yurt dışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz veya Türk Lirası kredi açılabilir.”
Genelge Yönünden
Sermaye Hareketleri Genelgesi'nin 38. Maddesinde, Türkiye’de bulunan bir şirketin kredi kullanabileceği şirketlerden bahsetmekte olup buna göre bir firmanın başka bir firmaya döviz kredisi kullandırmasının mümkün olmayacağı, ancal söz konusu firmaların aynı Holding bünyesi içinde veya grup şirketleri olması durumunda borçlandırmanın Türk Lirası cinsinden yapılması halinde mümkün olduğundan bahsedilmektedir.
Burada belirtilen husus, Türkiye’deki bir firmanın başka bir firmadan kredi kullanması hususudur.
Genelgesi'nin 38. maddesi;
“Kambiyo mevzuatı uyarınca Türkiye’de yerleşik kişiler ancak 32 sayılı Karar’da yer alan şekliyle bankalar ve finansal kuruluşlardan döviz kredisi temin edebilecekleri için bir firmanın başka bir firmaya döviz kredisi kullandırması mümkün bulunmamaktadır. Bankalar veya finansal kuruluşlar köprü kredi ve benzeri uygulamalarla bu şekilde hareket ettiğini tespit ettikleri şirketleri Bakanlığa bildirir.
Ancak, işlemin aynı holding bünyesinde veya grup içinde gerçekleştirilmesi, borçlandırmanın ve takibinin Türk Lirası cinsinden yapılması kaydıyla, borçlandırma işlemlerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden karşılığının firmanın yazılı beyanına istinaden yurt içindeki ilgili hesaplara transfer edilmesi mümkündür.”
Söz konusu düzenlemenin son fıkrasında ise, banka, finans kuruluşları veya Bakanlık tarafından belirlenen kişilerin yurt dışında bulunan bir kişiye döviz kredisi kullandırmasının mümkün olduğu belirtilmektedir.
Genelgenin 48. maddesinde ise; Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında pay sahibi olduğu ortaklıklara, yurt dışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine döviz veya Türk Lirası kredi açabilmesi düzenlenmektedir. Ancak söz konusu işlemin yapılabilmesi için gerekli olan şartlar aşağıdaki gibidir;
- Sağlanan kredilerin bankalar aracılığıyla transfer edilmesi gerekmektedir.
- Bu kredi bedellerinin transferi öncesinde Türkiye’de yerleşik firmalar tarafından ilgili kredi sözleşmesinin bir örneği ve yurt dışındaki kredi lehtarının firmanın iştiraki, grup şirketi veya ana şirketi olduğuna ilişkin ilgili ticaret sicil kayıtları aracı bankaya ibraz edilmesi gerekmektedir.
- Bu krediler borçlusuna farklı tarihlerde kredi çekme ve geri ödeme olanağı sağlayan, belirli bir vadesi bulunmayan ve genellikle değişken faizli olan borçlu cari hesap veya rotatif kredi şeklinde kullandırılamaz.
- Bu krediler doğrudan yurt dışına transfer edilebilir veya yurt dışında yerleşik şirketin Türkiye’deki hesaplarına Türk Lirası veya döviz olarak aktarılabilir.
- Türkiye’deki şirket tarafından, yurt dışındaki grup şirketlerine serbest havale olarak aktarılan tutarın, yurt dışındaki grup şirketlerinden Türkiye’deki grup şirketine kredi geri ödemesi açıklaması ile geri gelmesi durumunda, ilgili bankaca kredinin bu maddenin ikinci fıkrasına uygun olarak kullandırılıp kullandırılmadığı değerlendirilir.
Türk Ticaret Kanunu Yönünden
Türk Ticaret Kanunu 358. maddesinde Şirketlerin belirli koşullar altında ortaklarına borç verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre grup şirketleri arasında da kredi sözleşmesi düzenlenebilmesi için yukarıdaki düzenlemelere ek olarak aşağıdaki koşulların da sağlanması gerekmektedir.
- Ana şirketin sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş ödenmemiş borcu olmaması;
- Türkiye'deki iştirakin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olması gerekmektedir.
SONUÇ
Sonuç olarak, borç verme ve kredi kullandırma işlemleri her ne kadar devlete ait olan bir imtiyazsa da, devlet bu imtiyazı banka ve finans kuruluşlarına devredebilmektedir. Bunun dışında şirketlerin birbirlerine kredi kullandırması ise ancak söz konusu şirketlerin grup şirketler olması veya iştirak ilişkisi içinde olmaları durumunda mümkün olabilmektedir. Bu husus, şirketlerin yurt dışına ve Türkiye’de bulunması açısından bir farklılık içermemektedir. Diğer yandan kredi kullandıran şirketin Türkiye’de bulunması halinde yapılması gereken diğer işlemler ve taşınması gereken diğer şartlar da yukarıda belirtilmektedir.

