REKABET KANUNU KAPSAMINDA AZINLIK HİSSE DEVRİ 17 Ekim 2022
REKABET KANUNU KAPSAMINDA AZINLIK HİSSE DEVRİ
1. GİRİŞ
Azınlık hisse devri, çoğu zaman birleşme ve devralma kapsamında ele alınır ve bu bağlamda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“RKHK”) birleşme ve devralmayı düzenleyen 7.maddesi ışığında incelenir.
Azınlık hisse devrinde söz konusu işlem/ işlemlerin izne tabi olup olmadığının belirlenmesinde ise kontrol kavramı oldukça önemlidir ve bu kavram 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (‘‘Tebliğ’’) üzerinden açıklanır. Söz konusu Tebliğ uyarınca kontrolde kalıcı değişiklik meydana geldiği takdirde ele alınan işlem izne tabi sayılır. Kalıcı değişiklik sağlanmadığı takdirde ise azınlık hisse devirleri birleşme ve devralma kapsamında değerlendirilmez.
2. DEVRALMA VE KONTROL KAVRAMI
Tebliğ’in 5. maddesinde bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün, hisse ya da mal varlığının satın alınmasıyla, sözleşmeyle veya diğer bir yolla bir ya da daha fazla teşebbüs veya hâlihazırda en az bir teşebbüsü kontrol eden bir ya da daha fazla kişi tarafından devralınması Kanun’un 7. maddesi kapsamında devralma sayılmaktadır.
Bahsedildiği üzere bir devralmanın gerçekleşebilmesi için kontrolün devralınması gerekir. Tebliğ’de belirtildiği üzere ise kontrol, bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama imkânı veren araçlarla sağlanır ve araçlara ek olarak hukuken ya da fiilen var olarak da düzenlenebilir. Bu duruma örnek olarak hisseler ve varlıkların devralınması yoluyla kontrol ve bu kapsamda yer alan azınlık hisse devirleri verilebilir. Ek olarak kontrol, tek veya ortak kontrol olarak karşımıza çıkabilir.
3. TEK KONTROL
Tek kontrolün söz konusu olduğu durumlarda bir teşebbüs başka bir teşebbüsün üzerinde belirleyici etkiye tek başına sahip olmaktadır. Bu kontrole örnek olarak teşebbüsün stratejik kararları alma hakkına sahip olduğu durumlar yani genel olarak bir şirketteki oy haklarının çoğunluğunun devralınması örnek verilebilir. Bunun yanı sıra tek başına stratejik kararları alamasa dahi, bir teşebbüste sadece bir hissedarın bu kararları veto edebildiği durumlarda tek kontrolün var olduğu durumlara örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca söz konusu kontrol hukuken veya fiilen yaratılabilir.
3.1 HUKUKİ TEK KONTROL
Hukuki tek kontrolün kapsamına, bahsedildiği üzere bir şirketteki oy haklarının çoğunluğunun devralınması örnek verilebilir. Azınlık hisseleri söz konusu olduğu takdirde ise azınlık hakları sahibine tanınan yönetim kurulunun yarısından fazlasını atama yetkisi gibi özel haklar, tek kontrolün hukuken elde edilmesini sağlayabilir.
Ek olarak azınlık hissedarının sahip olduğu şirketin faaliyetlerini yönetme ve işletme politikalarına karar verme gibi haklar da tek kontrol oluşturabilir.
3.2 FİİLİ TEK KONTROL
Bir azınlık hissedarının fiili tek kontrole sahip olduğu durumlar da ortaya çıkabilir. Fiili tek kontrol, azınlık hissedarlarının sahip oldukları hisse oranları ve geçmiş genel kurul toplantılarına katılım düzeylerine bakılarak genel kurulda çoğunluğu sağlayabileceği durumlar söz konusu olduğunda geçerlilik kazanır.
Bir azınlık hissedarının hisse oranı, oy verme biçimi, genel kurul toplantılarında oy çoğunluğunu sağlaması olasıysa, o hissedarın fiili tek kontrol sahibi olduğu kabul edilir.
4. ORTAK KONTROL
Ortak kontrol söz konusu olduğunda ise iki ya da daha fazla teşebbüs ya da kişinin başka bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki kurduğu ortak kontrol mevzu bahis olur. Bu bağlamda tüzükte de bahsedildiği üzere belirleyici etki, bir teşebbüsün stratejik ticari davranışlarını belirleyen eylemleri engelleme yetkisi anlamına gelir.
Tek kontrolün aksine ortak kontrolde hissedarlar, teşebbüsün ticari ilişkilerini belirlerken ortak bir paydada mutabık olmak ve bir anlamda iş birliği yapmak zorundadırlar. Ek olarak, ortak kontrol hukuki ve fiili olmak üzere iki farklı durumda ortaya çıkabilir. Bu durumlara başlıca örnek olarak:
- Oy Haklarında ya da Karar Alma Organlarına Atamada Eşitlik;
- Veto Hakları;
- Oy Haklarının Ortaklaşa Kullanılması;
- Ortak Kontrole İlişkin Diğer Etkenler; verilebilir.
5. YATAY BİRLEŞMELERİN REKABET KARŞITI ETKİLERİ
Rekabet hukukunda aynı ilgili ürün pazarlarındaki mevcut ve potansiyel rakipler arasında gerçekleşen birleşme ve devralma işlemleri yatay birleşme ve devralmalar olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda Rekabet Kurulu tarafından Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz çerçevesinde rakipler arasında gerçekleştirilen birleşmeler ve devralmalar değerlendirilir.
Tüzük kapsamında rekabet karşıtı etkiler yaratabilecek durumlar; başta hâkim durum yaratılması ya da güçlendirilmesi yoluyla etkin rekabetin önemli ölçüde engellenmesi olarak açıklanır.
Bir birleşme ve devralma işlemi pazar gücünü arttırarak rekabetin önemli ölçüde azalmasına yol açabilir ve bu durum tek taraflı rekabet karşıtı etkilere örnek olarak gösterilebilir. Ek olarak daha önce arasında koordinasyon bulunmayan teşebbüslerin arasında koordinasyon sağlanması ve bu durumun rekabeti önemli ölçüde azaltması bir diğer rekabet karşıtı etki doğuran unsurlardandır.
Azınlık hisse devri, birleşme ve devralma kapsamında değerlendirildiği takdirde, hissedarın yönetimdeki rolü gereği rakipler arası koordinasyonu sağlayabilir ve dolayısıyla rekabet karşıtı bir etki yaratabilir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda incelemeye alınabilir. Ancak söz konusu husus konusunda her bir somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi ve bu doğrultuda genellemeye gidilmemesi daha doğru olacaktır.
6. SONUÇ
Belirtildiği üzere azınlık hisse devirleri kalıcı değişiklik meydana getirdiği takdirde izne tabi sayılır ve Tebliğ kapsamında değerlendirmeye alınır. Bir devralmanın gerçekleşebilmesi için ise kontrolün devralınması gerekir.
Tebliğ’de belirtildiği üzere kontrol, hukuken ya da fiilen var olarak, çeşitli araçlarla bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama imkânı vererek sağlanır. Bunların yanı sıra, tek veya ortak olarak düzenlenebilir. Aynı zamanda tek kontrolün söz konusu olduğu durumlarda kontrol hukuken ve fiilen yaratılabilir. Tek kontrolün aksine ortak kontrolde ise hissedarlar, teşebbüsün ticari ilişkilerini belirlerken ortak bir paydada mutabakata varma yöneliminde olma zorunluluğundadırlar.

