Borçlu İcra Dairesi’nin Yetkisine İtiraz Etmediği Hallerde Yetki İtirazını İtirazın İptali Davasında Öne Sürebilir Mi? 5 Aralık 2019
Para ve teminat alacaklarına ilişkin yapılacak takiplerde icra dairelerin yetkisi İcra İflas Kanunu’nun (“İİK”) 50. maddesinde “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla İİK’nın 50. maddesinin atfıyla yapılacak ilamsız takiplerde genel yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“ HMK”) m. 6 uyarınca borçlunun takip açıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir.
Bilindiği üzere yetkinin kamu düzenine ilişkin ve kesin olmadığı hallerde icra dairesi ve mahkemeler yetki kuralını re’sen dikkate alamazlar. Bu nedenle borçlunun yetki itirazında bulunması gerekmektedir. Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu düşünen borçlu, yetkisizlik itirazını diğer itirazlar sebepleri gibi süresi içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İİK m. 50/2 uyarıca borçlu yetki itirazı ile birlikte esasa yönelik itirazlarını sunmalıdır, böylece yetki itirazının reddi halinde varsa esasa yönelik itirazlarında incelenmesine imkân tanınarak zaman kaybının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Borçlu esasa ilişkin itirazlar sunmakla birlikte, itiraz ederken yetki itirazında bulunmamışsa, sonrasında icra dairesinin yetkisine itiraz süresi dolmamış olsa dahi itiraz edemez ve icra dairesinin yetkisi kesinleşir. Aynı zamanda, borçlu esasa ilişkin itirazda bulunmadan sadece yetki itirazında bulunma imkanına da sahiptir. Borçlunun yaptığı yetkisizlik itirazının geçerli olabilmesi ve icra takibini durdurabilmesi için borçlu ayrıca yaptığı itirazda yetkili icra dairesin hangisi olduğunu da göstermelidir.
İlk halde borçlunun esasa ve yetkiye ilişkin itirazını kaldırmak isteyen alacaklı, icra mahkemesinde “itirazın kaldırması” ve genel yetkili mahkemede “itirazın iptali” davası açma imkânın sahip iken; borçlunun sadece icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği durumlarda alacaklı sadece icra mahkemesinde borçlunun yetkisizlik itirazını kaldırmak için “itirazın kaldırılması” davası açma hakkına sahiptir. Alacaklı, yetkiye ilişkin itirazı kabul ederse takip dosyasının borçlunun yetki itirazında bildirdiği icra dairesine gönderilmesini ister. Bu durumda, takip dosyası kendisine gelen icra dairesi, borçluya yeni bir ödeme emri gönderir.
İtirazın iptali davasının nerede açılacağı konusunda İİK özel bir yetki kuralına yer vermemiştir. Mahkemelerin yetkilerinin ancak kanun ile belirlenebileceği göz önüne alındığında icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi HMK hükümlerine göre yetkili mahkeme değil ise icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde itirazın iptali davası açılamayacaktır. İcra takibinde yetkiye itiraz edilmemiş ve sonuç olarak icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olsa dahi icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili hale gelmeyecektir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 27.01.2016 tarihli 2014/6945 E., 2016/1011 K. Sayılı kararında şu şekilde belirtilmiştir: ‘’… Davalı borçlu, ilk başlatılan Beyoğlu 1.İcra Müdürlüğü’nün 2006/6935 sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup Beyoğlu İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itirazın iptali davasında yetkiye itiraz edebilir…’’
Sonuç olarak borçlunun yetkiye ilişkin itirazları alacağın tahsil edilme sürecini uzatacağından ve hali hazırda alacağını tahsil edemeyen alacaklıya daha fazla masraf yaratacağından, hangi icra dairesinde açılması gerektiği kesin olarak bilinemeyen alacakların tahsili için icra takibi başlatmadan önce, yetkili icra dairesinde konusunda mutlaka bir avukata danışılması önerilmektedir.
For English Version: http://www.kasaroglu.av.tr/en/40360/Can-the-Debtor-Claim-Plea-of-the-Jurisdiction-at-Action-for-Annulment-of-Objection-Although-He-She-Does-not-Object-to-Execution-Office-s-Jurisdiction

