SAVUNMA SANAYİ SÖZLEŞMELERİNDE COVİD-19 SALGINI DOLAYISIYLA MÜCBİR SEBEP VE İFA GÜÇLÜĞÜ HÜKÜMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 5 Haziran 2020

İlk olarak 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı düşünülen Covid-19 salgını, 12.03.2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak nitelendirilmesiyle birlikte tüm dünya ülkelerini etkisi altına aldı. Küresel çapta etki uyandıran Covid-19 salgınının ticari ve ekonomik hayattaki olumsuz etkileri devam ederken, savunma sanayii sektörü de söz konusu krizden en çok etkilen sektörlerin başında geliyor. Covid-19 salgınının yayılmasından önce akdedilen savunma sanayi sözleşmelerinin ifası sırasında meydana gelebilecek olası aksaklıkların neticeleri ve bunlara karşı başvurulacak hukuki yolların başında ise mücbir sebep ve ifa imkansızlığı hükümleri yer alıyor.

Covid-19 salgının dünya çapında hızlı ve beklenmedik şekilde yayılması üzerine, hem ülkemizde hem dünyanın pek çok ülkesinde hemen hemen her sektör olumsuz şeklide etkilendi. Söz konusu küresel salgının dünya devletlerinin ulusal güvenliği için ürün ve hizmet sağlamak gibi önemli bir alanda hizmet veren savunma sanayi sektöründe meydana getirebileceği değişikliklerin tamamını öngörmek henüz mümkün değilse de, özellikle birbirine sıkı sıkıya bağlı tedarik zincirlerinden oluşan sektörlerin başında gelen savunma sanayinde halihazırda hammadde ve malzeme tedarikinde aksaklıklar, söz konusu tedarik aksaklıklarına bağlı proje gecikmeleri ve ekonomik belirsizlik dolayısıyla proje ertelemeleri gibi sıkıntıların yaşanmaya başlandığı biliniyor.

Savunma sanayinin Covid-19 salgını ile ilgili ekonomik mücadelesi devam ederken, savunma sanayi aktörlerinden her birinin akdettikleri sözleşmeler kapsamında sahip oldukları hakları ve sözleşmelerin diğer taraflarına karşı ileri sürebilecekleri hukuki argümanları doğru şekilde tespit etmeleri önem arz ediyor. Bu kapsamda, savunma sanayi sözleşmelerinde Covid-19 salgını dolayısıyla öne çıkan iki kavram bulunuyor;  “mücbir sebep” ve “ifa imkansızlığı”.

Savunma Sanayi Sözleşmelerinde Covid-19 Dolayısıyla Mücbir Sebep Hükümlerinin Uygulanması

Modern hukuk sistemlerinde sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği temel kural sözleşmeden doğan borçların sözleşmede öngörülen şekliyle aynen ifa edilmesidir. Bir başka deyişle, kural olarak sözleşmeden doğan edimlerin ifa edilmesinde sonradan ortaya çıkan hususları ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak sözleşmeden doğan edimin ifa edilmesini imkansız hale getiren veya önemli derecede zorlaştıran durumların sonradan ortaya çıkması halinde sözleşmeye bağlılık ilkesinin uygulanmasında birtakım istisnalar öngörülmüştür.

Günümüzde ilgili yerel hukuk sistemine göre çeşitli farklılıklar arz etmekle birlikte pek çok hukuk sisteminde mücbir sebep kavramına ilişkin çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. Buna karşın, Türk hukukunda mücbir sebep kavramı kanuni olarak tanımlanmamış olmakla birlikte, Yargıtay kararları ve doktrinde yer alan görüşler doğrultusunda, bir durumun mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için birtakım şartları haiz olması aranmaktadır. Buna göre;

  • Tarafların kontrolünde olmaksızın gerçekleşen,
  • Gerçekleşmesi veya ortaya çıkartabileceği sonuçları taraflarca öngörülemez olan,
  • Önlenebilmesi tarafların kontrolünde olmayan,
  • Alınmış tedbirlere rağmen taraflardan en az birinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesini imkansız hale getiren olaylar mücbir sebep olarak kabul edilmektedir.

 

Görüldüğü üzere, bir olayın mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve tarafların mücbir sebebin sonuçlarından faydalanmaları için yukarıda sayılan şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu kapsamda, mücbir sebep kabul edilebilecek olayın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getiren tarafın kusurundan kaynaklanmayan ve öngörülmesi mümkün olmayan bir olay olarak tanımlanması gerektiği kadar söz konusu olayın etkilerinin engellenmesinin de mümkün olmaması önem arz etmektedir.

 

Covid-19 salgınının savunma sanayi sözleşmeleri bakımından mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda,  yukarıda sayılan şartların her birinin varlığının tespiti gerekecektir. Buna göre, küresel ekonomiyi etkisi altına alan Covid-19 salgınının savunma sanayi aktörleri tarafından da öngörülemez ve önlenemez olduğu tartışmasızdır. Bu kapsamda, Covid-19 salgınının objektif unsurlar bakımından mücbir sebep şartlarını taşıdığı kabul edilmektedir. Buna göre, örneğin sözleşmeden doğan borcunu hiç veya gereği gibi yerine getiremeyen bir tedarikçinin mücbir sebep iddiasıyla sözleşmeden doğan ifa borcunun askıya alınması talep etmesi veya bir müşterinin Covid-19 salgını dolayısıyla satış sözleşmesini kısmen veya tamamen feshetmek istemesi gibi haller ile karşılaşılması mümkündür.

 

Bununla birlikte, söz konusu iddiaların geçerli kabul edilip edilmeyeceği, Covid-19 salgınının somut olay bakımından sübjektif şartları taşıyıp taşımamasına göre değerlendirilecektir. Buna göre, Covid-19 salgınının mücbir sebep iddiasında bulunan tarafın edimini yerine getirmesine gerçekten engel teşkil edip etmediği; edimin imkansızlaşmasında ilgili tarafın kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, Covid-19 salgınının yarattığı ekonomik etkilerin her koşulda mücbir sebep iddiasına dayanak teşkil edeceğini söylemek mümkün değildir.

Öte yandan, mücbir sebep iddiasına konu edilebilecek savunma sanayi sözleşmesinde tarafların ortak iradeleri ile mücbir sebebe ilişkin ayrık düzenlemelere yer verdiklerine de rastlanmaktadır. Buna göre, tarafların ilgili sözleşmede gerçekte mücbir sebep şartlarını taşımayan bir olayı mücbir sebep olarak kabul etmiş ve birtakım sonuçlar bağlanmış olmaları da muhtemeldir. Örneğin, salgın hastalık durumlarının her halükarda mücbir sebep kabul edileceği veya taraflardan birinin kontrolünde olmayan durumlarda hiçbir sorumluluğunun bulunmayacağı gibi düzenlemelere yer verilmiş olabilir. Bu durumda, ilgili sözleşme hükmünün mücbir sebep, ifa güçlüğü, sorumsuzluk anlaşması gibi hususlar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi; buna göre mücbir sebep iddiasında bulunulması ve/veya mücbir sebep iddiasına karşılık verilmesi gerekmektedir.

 

Savunma Sanayi Sözleşmelerinde Covid-19 Dolayısıyla Aşırı İfa Güçlüğü Hükümlerinin Uygulanması

Yukarıda belirttiğimiz üzere, sözleşmeye bağlılık ilkesine getirilen istisnalardan biri de aşırı ifa güçlüğü düzenlemeleridir. Buna göre, modern hukukta bir olayın mücbir sebep koşullarını taşımadığı ve fakat sözleşmeden doğan borçların ifasına önemli ölçüde etki ettiği hallerde aşırı ifa güçlüğü hükümlerinden faydalanıldığı görülmektedir.

 

Yine ilgili yerel hukuk sistemine göre çeşitli farklılıklar arz etmekle birlikte pek çok hukuk sisteminin aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümler içerdiği ve aşırı ifa güçlüğü hükümlerinden yararlanılmasını birtakım şartlara bağladığı görülmektedir.

 

Buna göre, sözleşmenin uyarlanmasında aşırı ifa güçlüğünden söz edebilmek için:

  • Sözleşmenin taraflarınca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması;
  • Söz konusu olağanüstü durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi;
  • Borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir.

Mücbir sebep düzenlemelerine paralel olarak, aşırı ifa güçlüğü hükümlerinden faydalanılarak sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasının talep edilebilmesi için yukarı sayılan şartların tamamının sağlanması gerekmektedir. Görüldüğü üzere, aşırı ifa güçlüğü hükümleri bir olayın sözleşmeden doğan borcun ifasını bütünüyle imkansız hale getirmediği ve fakat aşırı ölçüde güç hale getirdiği durumlarda uygulama alanı bulmaktadır.

Buna göre, örneğin, bir tedarikçi ile akdedilen sözleşmede teslimat takviminde Covid-19 salgını dolayısıyla değişiklik talep edilmesi veya bir müşteri tarafından Covid-19 salgınının ekonomik etkileri gerekçe gösterilerek sözleşmede öngörülen fiyatta uyarlama talep etmesi gibi hususlar ile karşı karşıya kalmak mümkün görünmektedir.

Bununla birlikte, Covid-19 salgını ve ekonomik etkilerinin gerçekte aşırı ifa güçlüğü iddiasına dayanak oluşturup oluşturmayacağının her bir somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. Yukarıda bahsedildiği üzere Covid-19 salgınının öngörülemez ve tarafların kontrolü dışında bir olay olduğu tartışmasız olmakla birlikte, söz konusu salgının sözleşmenin uyarlanması talebinde bulunan taraf bakımından gerçekten aşırı ifa güçlüğü yaratıp yaratmadığı; buna bağlı olarak talep edilen değişikliğin söz konusu güçlüğü karşılar nitelikte olup olmadığı gibi hususlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ayrıca, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, aşırı ifa güçlüğüne ilişkin birtakım koşullar öngörülmüş veya aşırı ifa güçlüğünün sonuçlarına ilişkin birtakım ayrık düzenlemelere yer verilmiş olması da mümkündür. Buna göre, Covid-19 salgını dolayısıyla gerek aşırı ifa güçlüğü bildiriminde bulunulacağı, gerekse sözleşmenin diğer tarafından bu yönde bir bildirimin alındığı hallerde genel hukuk hükümleri ile ilgili savunma sanayi sözleşmesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle aksiyon alınması gerekmektedir.

Uygulanacak Hukuk Konusu

 

Mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin yapmış olduğumuz genel tespitlerin, sözleşmelerde uygulanacak genel hukuk hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir. Zira her ne kadar mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü kavramları modern hukuk sistemlerinin tamamında önem atfedilen hususlar olsa da, ilgili hükümlerin hangi kapsamda uygulanacağı ve sözleşme hükümleri ile genel hukuk kavramlarının çeliştiği noktada hangisine öncelik verileceği hususunda uygulanacak hukukun tespiti önemli hale gelmektedir.

 

Bu kapsamda, modern hukuk sistemlerinde sözleşme serbestisi hususunun uygulama alanındaki farklılıklar, özellikle dikkate alınması gereken hususlardır. Türk hukukunda, sözleşme serbestisi kuralı esas olmakla birlikte, taraflar arasındaki güç dengesinin aşırı derecede bozulduğu veya ilgili sözleşme hükmünün kamu düzenini ihlal edecek düzenlemelere yer verdiği hallerde taraf iradeleri yerine genel hukuk kurallarını uygulama anlayışı hâkimdir. Buna paralel olarak, örneğin taraflardan birinin kontrolünde olmayan durumlarda hiçbir şekilde sorumlu olmayacağına ilişkin bir sözleşme hükmü sorumsuzluk anlaşması kabul edilerek ilgili tarafın ağır kusurlu olduğu hallerde uygulanmayacak veya sözleşmede mücbir sebep olarak düzenlenen hal ile ifa imkansızlığı arasında illiyet bağı kurulamayan ve/veya iyiniyetli olunmadığı görülen hallerde ilgili taraf mücbir sebep hükümlerinden faydalanamayacaktır.

 

Bununla birlikte, Anglosakson hukuk sistemi sözleşme serbestisi kuralını daha geniş çerçevede uygulamak ve Türk hukukuna nazaran taraf iradelerine daha az müdahalede bulunmak eğilimindedir. Buna göre, Anglosakson hukuk sisteminde kural olarak, taraf iradelerinin esas kabul edildiği, taraflar arasında güç dengesinin bulunmadığı hallerde dahi sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekliliğinin savunulduğu ve ancak kamu düzenine ilişkin istisnai bazı hallerde sözleşme hükümleri yerine genel hukuk kurallarına başvurulduğu görülmektedir.

 

Dolayısıyla, genel olarak uluslararası yapıda tedarik zincirlerinden oluştuğu bilinen savunma sanayi sektöründe, tedarik zincirinin her bir bileşeni ile akdedilen sözleşmelerin hangi hukuk sistemine tabi olduğunun tespiti ile Covid-19 salgınına bağlı olarak mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü hükümlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

 

SONUÇ

Sonuç olarak, Covid-19 salgını dolayısıyla tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, proje teslimatlarının gecikmesi veya müşterilerden gelebilecek iptal talepleri gibi hususlar nedeniyle savunma sanayi sözleşmelerinden doğan borçların ifasında, sektörün tüm bileşenleri bakımından birtakım zorluklar ile karşı karşıya kalınması mümkün görünmektedir.

Covid-19 salgını ve tüm dünya ile birlikte savunma sanayi üzerindeki etkileri tartışmasızken, söz konusu salgının yarattığı krizin tarafları her durumda sözleşmeden doğan borçların ifasından ari kılacağını söylemek mümkün değildir. Sözleşmeye bağlılık ilkesinin istisnasını oluşturan mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü hükümlerinin tedarik zincirinin tüm bileşenleri ile akdedilen her bir savunma sanayi sözleşmesi bakımından değerlendirilmesi gerektiği ve ilgili şartları oluşturan sözleşmeler bakımından uygulama alanı bulabileceği tartışmasızdır.

Bununla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere, Covid-19 salgını ve sonrası dönemde karşı karşıya kalınacak sorunlarda mücbir sebep ve aşırı ifa imkansızlığı hükümlerinin ve bunlara bağlı sonuçların uygulanması birden fazla şartın yerine getirilmesine bağlıdır.

Dolayısıyla, özellikle savunma sanayi sektörünün içinde bulunduğu bu kritik süreçte, her bir sözleşme bakımından atılacak adımlar kritik önem arz edecektir. Tedarik zincirinin altında ve üstüne yer alan kurum veya şirketler ile yapılacak yazışmalar ve projelerde yaşanacak aksaklıklara ilişkin alınacak aksiyonlarda sözleşme hükümleri ile ilgili hukuk kurallarının birlikte değerlendirilmesi, herhangi bir tasarrufta bulunmadan önce hukuki sonuçlarının mutlak suretle gözden geçirilmesi ve ileride herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına ilgili adımların zamanında ve doğru bir şekilde atılması tarafların karşı karşıya kalabileceği risklerin minimize edilmesi bakımından zaruridir.