Yabancı Sermayeli Şirketler İçin Alternatif Uyuşmazlık Çözümü: ICSID 1 Aralık 2017
ICSID (Yatırım Uyuşmazlıklarının Uluslararası Çözüm Merkezi) Tahkimi, günümüz dünyasında devletler veya devletlerin idari organlarıyla yabancı sermayeli şirketler arasında doğan uyuşmazlıkların çözümünde oldukça sık başvurulan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur.
ICSID tahkimini uygulanagelen diğer tahkim sistemlerinden ayıran en önemli nokta, herhangi bir tahkim şartı aranmaksızın bu yola başvurulabilmesidir. Bilindiği üzere, tahkim yoluna başvurabilmek için tarafların bu konuda iradelerini açıklamaları ve tahkim şartı/tahkim anlaşması yapmaları gereklidir; ICSID tahkimi bu genel kuralın bir istisnasını oluşturmaktadır.
1965 yılında, Devletler ile Diğer Devlet Vatandaşları Arasındaki Yatırım İhtilaflarının Halline Dair Washington Sözleşmesi ile kurulan ICSID, Dünya Bankası ile ilişkilidir ancak bağımsız bir yapıya sahiptir. Merkezi, Dünya Bankası’nınki gibi Washington’dadır. Merkez harcamalarını kendi elde ettiği gelirlerden ve Dünya Bankası’na üye ülkelerden aldığı sermaye katılma oranına göre belirlenen katkı paylarından karşılar. Bu yönüyle ICSID, yerel hukuki sistemlerden bağımsız, kendi kendine yetecek bir mekanizmaya sahiptir ki; bu da burada görülecek bir tahkim uyuşmazlığının tarafsızca ele alınmasını sağlamaktadır.
An itibariyle ICSID’in üye sayısı 147’dir. Ancak, bahse konu sözleşmeyi imzalamış olup henüz iç hukukuna aktarmayan devletler de bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Sözleşmeyi 27.05.1988 tarihli ve 3460 sayılı kanunla iç hukukuna aktarmıştır ve bu minvalde ICSID tahkimi kapsamında verilen bir karar, tanıma ve tenfiz yollarına başvurulması kaydıyla Türkiye’de de icra edilebilir. Devamla, Antlaşma’nın 54. Maddesi uyarınca, karara konu uyuşmazlığın tarafı olsun veya olmasın Antlaşma’ya taraf tüm devletler, ICSID tahkimi neticesinde elde edilecek hakem kararını kendi ülkeleri nezdinde icra edilebilir kılmakla yükümlüdürler.
ICSID tahkimine başvurabilmek için, bir yatırım sözleşmesinin varlığı gereklidir. Yatırım sözleşmelerini diğer milletlerarası sözleşmelerden ayıran özellik, sözleşmenin taraflarından birisini devletin veya bir kamu tüzel kişisinin oluşturmasıdır. Bu doğrultuda, “yatırım” kavramının kapsamının belirlenmesi, ICSID tahkiminin uygulanabilirliği açısından önem arz etmektedir.
Washington Sözleşmesi’nde “yatırım” (investment) sözcüğü tarif edilmemiştir. Bu tanım eksikliği, bilinçli olarak hem sermaye yardımları şeklindeki geleneksel yatırım tipleri, hem de hizmet sözleşmeleri ile teknoloji transferlerini içeren yeni yatırım tiplerini kapsam dâhilinde tutmak için yapılmıştır.
ICSID tahkimine başvurabilmek için, başvuru yapacak şirkette yabancı sermaye, yani yabancı yatırımcı olmalıdır. ICSID tahkimine başvurmak isteyen şirketlerin, buna bağlı olarak şirketin ortaklık yapıları ile ilgili gerekli değişiklikleri gerçekleştirmesi gerekmektedir. Ayrıca uyuşmazlığın tarafı olan devletin diğer devletlerle imzaladığı ikili yatırım anlaşmaları da dikkate alınmalıdır. Buradan hareketle konuyu vergisel ve hukuksal boyutu ile derinlemesine ele alacak iyi bir hukukçunun desteği de gereklidir.
Devlet ile veya devletin idari organları ile uyuşmazlığa düşen ve bünyelerinde yabancı yatırımcı bulunduran şirketler için ICSID, sunduğu makul zamanlı ve adil/tarafsız yargılama imkânı ile yerel mahkemelere kıyasla çeşitli avantajları bulunan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Son dönemde Türkiye’deki yabancı yatırımcıların hissedarı olduğu şirketlerin devlet ile yaşadığı uyuşmazlıklardaki artış ve Türkiye’nin sahip olduğu yabancı yatırımcı portföyü dikkate alındığında, ICSID Tahkim yolunun Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketler açısından çok önemli bir seçenek olduğu ve yerel mahkemeler tarafından yapılacak yargılamalara kıyasen daha tarafsız ve bağımsız olması nedeniyle ilerleyen süreç de daha tercih edilir bir uyuşmazlık çözümü yolu haline geleceği değerlendirilmektedir.
For English Version

