6098 Sayılı Borçlar Kanunu ile Getirilen Değişiklikler Kapsamında Kefalet Kavramı 20 Temmuz 2015
- 6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU KAPSAMINDA KEFALETİN GEÇERLİ OLABİLMESİ İÇİN GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?
Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra düzenlenecek kefalet sözleşmelerinde bir takım geçerlilik şartları öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme ilgili Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Kefalet Sözleşmesi’nin şekil şartları 583. Maddede yer almaktadır. Buna göre,
1) Kefalet Sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir.
2) Gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.
3) Kefalet Sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır.
4) Kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi muhakkak belirtilmelidir.
5) Kefilin, sorumlu olduğu miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil ise buna ilişkin beyanını el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Bu şartları taşıyan bir kefalet sözleşmesi kanun kapsamında geçerli addedilebilecektir.
- AZ ÖNCE BELİRTTİĞİNİZ ŞEKİL ŞARTLARI HARİCİNDE, BİR KİŞİNİN KEFİL OLABİLMESİ İÇİN BAŞKA ÖZEL ŞARTLAR ARANMAKTA MIDIR?
Türk Borçlar Kanunu’nun 584. Maddesine göre, eşin rızası alınmaksızın başkasına kefil olunamaz. Ancak eşlerden biri için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa veya eşlerden birinin yasal olarak ayrı yaşama hakkı mevcutsa bu durumlarda eşin rızası aranmamaktadır.
Bu hüküm Kanun’un yürürlüğe ilk aylarda özellikle ticari hayatta oldukça tartışma konusu olmuş ve şirket sahiplerinin ve yöneticilerinin bankalar ile iletişimde veya kredi alımlarında büyük sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Bu madde hükmü nedeniyle bankalar eşinin rızası olmadan ilgilisine kredi verememiştir.
Söz konusu sıkıntıların ortadan kaldırılması ve ticari hayata sekte vurulmasının önüne geçmek amacıyla 28.03.2013 tarihinde ilgili Kanun maddesine ek fıkra getirilmiştir. Buna göre,
1) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisitarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,
2) Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlartarafından verilecek kefaletler,
3) 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile,
4) Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile,
5) Kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler,
için eşin rızası aranmaz.
- KEFALET İÇİN BELİRLİ BİR SÜRE SINIRI DÜZENLENMİŞ MİDİR?
Türk Borçlar Kanunu, gerçek kişiler tarafından verilen kefaletlerin süre açısından sınırsız olmaması gerektiğini öngörmektedir. 598. Maddeye göre, Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Kefalet süresinin uzatılması ya da kefaletin yenilenmesi mümkündür. Ancak bunun için,
ü Kefalet sözleşmesi için gerekli olan şekil şartlarına uyulmalı ve
ü Kefaletin sona ermesine bir (1) yıldan az bir süre kalmış olmalıdır.
Sözleşme en fazla 10 yıl için uzatılabilecektir (TBK m. 598).
10 yıllık kefalet süresi, 1 Temmuz’dan önce kefalet sözleşmeleri imzalayan gerçek kişi kefaletleri de kapsamaktadır. Buna ilişkin düzenleme, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da yer almaktadır.
- KEFALET SÖZLEŞMESİ İLE GARANTİ SÖZLEŞMESİ ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?
1) Yazılı Şekil Şartı (Az önce belirtildiği üzere, Kefalet Sözleşmesinin yazılı yapılması geçerlilik şartlarındandır ancak Garanti Sözleşmesi için kanunda buna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Garanti Sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi değildir, şekil serbestisi söz konusudur.
2) Sorumlu Olacağı Azami Miktarın Belirtilmesi (Kefalet Sözleşmesinin geçerlilik koşullarından biri olan azami miktarın belirtilmesi Garanti Sözleşmelerinde yer almamaktadır. Dolayısıyla Garanti Sözleşmesinde teminat verinin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi zorunlu değildir. Yargıtay da bu görüşe paralel kararlar vermiştir.)
3) Borcun Asliliği ve Feriliği (Kefalet sözleşmesinde kefilin borcu asıl borca bağlı fer’i bir borçtur (m. 582). Garanti sözleşmesinde garanti verenin borcu ise fer’i nitelikte olmayan bir borçtur. Garanti veren bağımsız bir taahhütte bulunmuştur. Dolayısıyla asıl borcun sona ermesi mutlak suretle garanti verenin borcunun da sona ermesi sonucunu doğurmaz. yalnızca asıl borcu sona erdirecek nitelikte bir neden varsa, (örneğin; borçlunun ehliyetsizliği gibi) asıl borç sona ermasine rağmen garanti vereinin borcu geçerli kalmaya devam edecektir.)
4) Asıl Borçluya İlişkin Defilerin İleri Sürülmesi (Kefalet sözleşmesinin fer’i niteliğinin bir sonucu olarak, kefil asıl borçluya ait def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir; hatta bu kefil için bir yükümlülüktür. Garanti sözleşmesinde ise, garanti veren asıl borçluya ait def’ileri alacaklıya karşı ileri süremez.18 Çünkü garanti veren asıl borçtan bağımsız bir borç üstlenmiştir.)
5) Halefiyet (Kefalet sözleşmesinde kefil ödediği borç oranında alacaklının haklarına halef olur (m. 596). Garanti sözleşmelerinde böyle bir halefiyet ilişkisinden ve rücu hakkından bahsedilemez. Çünkü garanti veren asıl borçtan bağımsız olarak, garanti edilen riskin gerçekleşmesi halinde kendi borcunu ödemektedir.)
6) Kefilin Alacaklıyı Borcun İfasın Kabule veya Kendisini Kefaletten Kurtarmaya Zorlama Hakkı (Kefil her zaman alacaklıyı borcun ifasını kabule ve kendisini kefaletten kurtarmaya zorlayabilir. Eğer alacaklı ifayı kabul etmezse kefil sorumlu olmaktan kurtulur (BK m. 593 ve m. 601). Kefile tanınan bu özel haktan garanti veren yararlanamaz.)

