Yabancı Uyruklu Miras Bırakanın Türkiye'deki Taşınmazlarının İktisap Edilmesi ve Mirasçılık Belgesi Alınması 30 Ekim 2015
Makalemizin konusu özetle, T.C. vatandaşı olmayıp da vefatının ardından Türkiye’de bulunan taşınmaz mallarının ne şekilde iktisap edileceği, ilgili kişi tarafından bırakılan vasiyetnamenin tanınmasının mümkün olup olmadığı, mirasçılık belgesinin alınmasının gerekip gerekmediğinin kanunlar ve Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmesine ilişkindir.
A. Yabancı Ülkeden Alınmış Vasiyetnamenin veya Veraset İlamının Türk Mahkemeleri’nde Tanınıp Tanınmaması
Öncelikle belirtmek gerekir ki, gerek MÖHUK gerekse Türk Medeni Kanunu’nda taşınmazlara yönelik olarak Türk Mahkemeleri’ne münhasır yetki tanınmıştır. Dolayısıyla yabancı ülke kanunları uyarınca ilgili kurumdan veya mahkemelerden alınmış veraset ilamının taşınmazların intikaline yönelik tanınması mümkün değildir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.07.2002 tarihli 2002/8254 E. 2002/9339 K. sayılı kararı: “Tanınması istenilen veraset belgesi kesinleşmiş mahkeme ilamı niteliği taşımadığı gibi Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisinde olan gayrimenkullerin intikal ettiğini gösterir biçimde tanınamaz”)
Örnek teşkil etmesi açısından, vesayet işlerinde de Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi münhasır yetki olup yabancı mahkemece verilen vesayete ilişkin kararın tenfizine ve tanınmasına karar verilemez (MÖHUK m. 38, m. 42). (YHGK. 18.11.2009, 2009/2-557 E., 2009/527 K.; HGK. : 08.07.2009, 2009/2-280 E., 2009/326 K.).
Bunun yanı sıra, yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.05.2007 tarihli 2007/4898 E. ve 2007/8730 K. kararına göre, “Dava konusunu oluşturan ve tanınması istenen yabancı belge, vasiyetnamenin açılması ve yerine getirilmesi görevlisinin tayinine ilişkindir. Mahkeme kararı niteliğinde değildir. İdari nitelikte tasarrufa yöneliktir. İsteğin reddi gerekir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu suretle, makalemizin konusu Türkiye’de bulunan taşınmaz malların intikali olduğundan, bu konu özelinde belirtmek gerekir ki Türk Mahkemeleri’nin bu konuda münhasır yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla yabancı ülkeden alınacak bir veraset ilamının veya yabancı ülke yasalarına göre düzenlenmiş bir vasiyetnamenin yukarıda belirtilen Yargıtay kararları ışığından tanınamayacağı ve daha açık söylemek gerekirse Türkiye’de bulunan taşınmazların miras yoluyla intikali için yeterli olmayacağı kanısındayız.
B. Taşınmazların İntikali/Edinilmesi ve Mirasçılık Belgesinin Alınması
Mülga 2675 sayılı MÖHUK m. 22 ile paralel şekilde düzenlenmiş yürürlükteki 5718 sayılı MÖHUK m. 20 uyarınca; “Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. (2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir.
Dolayısıyla açık kanun hükmü uyarınca taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku’nun uygulanacağı tartışmasızdır. Makalemizin “A” kısmında yapılan açıklamalara ilaveten taşınmaz mallar için Türk Hukuku hükümleri uygulanacağından, bu konuda yabancı mahkemeden alınan veraset ilamının veya vasiyetnamenin tanınması da mümkün olmadığından, Türk Hukuku’na göre veraset ilamının alınması gerekeceği kanısındayız.
Gerçekten Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2012/7173 E. 2013/366 K. 23.1.2013 tarihli kararında, “Türk Hukukunda, veraset belgesi vermeye yetkili Türk mahkemesinin, yabancı miras bırakan hakkında, yabancı hukuka tabi mirası için veraset belgesi vermeyi engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır”şeklinde bir hüküm verilmiş olup veraset belgesinin Türk Mahkemeleri’nden alınması mümkündür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin yukarıda belirtilen kararının içeriğine girmekte fayda vardır. İlk olarak Yerel Mahkeme ilgili kararında, murisin ve mirasçılarının Türk vatandaşı olmadığı, mirasın ölenin milli hukukuna tabi olduğu, murisin ve mirasçılarının vatandaşı olduğu Amerika Birleşik Devletlerinden alacakları mirasçılık belgesinin Türk mahkemelerinde tanınmasından sonra delil olarak kullanılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, ilgili kararda yabancı uyruklu kişiler Türk Mahkemeleri’nde dava açarak mirasçılık belgesi verilmesini talep etmişler, buna rağmen yerel mahkeme ABD’den alınacak mirasçılık belgesinin (veraset ilamının) Türk Mahkemeleri’nde tanınmasından sonra delil olarak kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmiştir. Ancak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi taşınmazlar hakkında Türk Kanunları’nın uygulanması gerektiğini belirterek kararı bozmuş ayrıca izlenecek bir yol haritası da çizmiştir. Buna göre mahkemece yapılması gereken işlemler şu şekildedir;
1) Murisin mirasçıları olduğu iddia edilen eşi ve çocukları ile arasındaki ırsi bağı gösteren, vatandaşı oldukları Amerika Birleşik Devletleri Mahkemeleri veya Nüfus Müdürlüklerince usulüne uygun düzenlenmiş ilam ya da nüfus kayıtlarını sunmaları için süre verilmeli,
2) Davacıdan menkul ya da gayrimenkul mallar hakkında mı yoksa her ikisi hakkında mı mirasçılık belgesi talep ettikleri sorulmalı,
3) Menkuller yönüyle davacının yardımından da yararlanılarak ( 2675 S.K. m.2 ) miras bırakının milli hukuku tespit edilmeli, taşınmazlar bakımından Türk kanunları uygulanmalı,
4) Mirasın iktisabına yönelik olarak murisin vatandaşı bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri ile karşılıklılık bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
5) Toplanan va toplanacak delillerin sonucuna göre gerektiğinde menkuller ve gayrimenkuller hakkında olmak üzere iki ayrı mirasçılık belgesi düzenlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda “4” bentte belirtilen karşılılık hükmü Tapu Kanunu 35. Maddesine dayanmaktadır. Ancak daha önceki makalelerimizde de belirtildiği üzere, 18 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6302 sayılı Kanun ile işbu madde değişmiştir. Buna göre, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz edinmesinde karşılıklılık şartı kaldırılmıştır. Bu doğrultuda Bakanlar Kurulu’nun belirlediği ülkelerin vatandaşları ülkemizden belirli şartlar dâhilinde taşınmaz mal edinebilmektedir.
Dolayısıyla karşılıklılık şartı kaldırıldığından bazı özel şartlar dahilinde (örneğin 300 dönüm sınırı söz konusudur) TR’de taşınmaz malı miras yoluyla da iktisap edebilmektedir (Konuya ilişkin daha ayrıntılı bilgileri niye web sitemizde “Yayınlar” başlığı altında bulunan “Yabancı Gerçek Kişilerin Türkiye'de Taşınmaz Mal Edinmesi” başlıklı makalemizde bulabilirsiniz).
Bununla birlikte, Yargıtay 3. HD 29.03.2011 tarihli 2010/14495 E. ve 2011/5129 K. sayılı ilamında enteresan ve tartışmaya açık bir karar vermiştir. Buna göre,
“Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk Hukuku uygulanır. Somut olayda; vasiyetname ile murisin oğlu davalı tüm servetin varisi tayin edilmiştir. Murisin serveti içinde Türkiye'deki taşınmaz mallar da bulunmaktadır. O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir. Resmi vasiyetname, iki tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenir. Oysa, dava konusu vasiyetname bu şekle uygun düzenlenmiş değildir. Murisin serveti içinde Türkiye'deki taşınmaz mallarda bulunmaktadır. O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir.”
Dolayısıyla kararda, taşınmaz mallar için Türk Hukuku’nun uygulanacağı hükmü genişletilerek karar verilmiştir. Ancak kanımızca bu karar yerinde değildir. Ayrıca bu karara karşı Yargıtay 2. HD’nin 06.11.2008 tarihli 2008/13740 E. ve 2008/14696 K. sayılı isabetli kararı bulunmaktadır. Buna göre,
“Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk Hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7. madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki milli hukukuna tabidir ( MÖHUK m. 20 ).”
Bu nedenle, ölenin milli hukukuna göre geçerli şekilde düzenlenmiş vasiyetnamenin geçerli olduğu ortadadır. Buna rağmen, ilgili vasiyetname tek başına taşınmazların intikali için yeterli olmayacaktır, alınacak mirasçılık belgesi için delil niteliği teşkil edecektir.
C. Sonuç
Yukarıdaki açıklamalar ve atıf yapılan Yargıtay kararları çerçevesinde karşılıklılık şartı kaldırıldığından, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen –şimdilik- 183 ülke (önceki makalelerimizde belirtildiği üzere gizlilik ilkesi bu ülkeler resmi olarak açıklanmamaktadır) vatandaşı yabancıların miras yoluyla ülkemizden taşınmaz mal edinmesi mümkündür.
Bununla birlikte taşınmaz mallara ilişkin Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisi söz konusu olduğundan, yabancı mahkemeden alınan veraset ilamının veya vasiyetnamenin mahkemelerce tanınması olanağı bulunmamaktadır. İlgili vasiyetnamenin taşınmazların intikali için tek başına yeterli olmayacağını, Türk Mahkemeleri nezdinde taşınmazların intikalini de kapsayacak şekilde bir mirasçılık belgesinin edinilmesi için başvuruda bulunulması gerektiği kanaatindeyiz.
İşbu taşınmaz malların iktisap edilebilmesi için yapılması gereken işlemleri şu şekilde sıralayabiliriz;
a. Murisin mirasçıları olduğu iddia edilen eşi ve çocukları ile arasındaki ırsi bağı gösteren, vatandaşı oldukları yabancı ülke mahkemeleri veya Nüfus Müdürlüklerince usulüne uygun düzenlenmiş ilam ya da nüfus kayıtlarının edinilmesi,
b. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak gayrimenkuller için mirasçılık belgesinin verilmesinin talep edilmesi,
c. Alınacak mirasçılık belgesinin ardından Tapu’da gerekli işlemlerinin tamamlanması.

