Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Kapsamında Lex Commisoria Yasağı 19 Nisan 2018

Bir alacağa güvence sağlayan ayni bir teminat niteliğindeki rehin hakkı, çağdaş iş ve ticaret hayatında özel bir öneme sahiptir. Zira rehinli alacaklı sahip olduğu rehin hakkı ile kendini güvende hisseder ve borçlu ise vadesinde borcunu ödeyememe durumundan zarar göreceği bilinciyle hareket eder. Dolayısıyla, rehin hakkı bir yönüyle alacaklının menfaatlerinin korunması amacıyla geliştirilen teminat amaçlı hukuki araçlardan biri olarak nitelendirilmekte ise de, ayrıca borçlu açısından ve daha genel anlamda ekonomik yaşamdaki hareketlilik bakımından önem taşıyan bir hukuk kurumudur.

Rehin hakkına hakim olan teminat ilkesi uyarınca, vadesinde alacağını elde edemeyen alacaklının kural olarak rehin konusu eşyaya başvurarak bu eşyanın değerinden yararlanması sağlamaktadır. Bu anlamda teminat ilkesinin lex commissoria yasağı ile ilişkisi bu noktada belirginleşir. Zira, lex commissoria yasağı ile borç vadesinde ödenmediğinde alacaklı, eşyanın mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep edemez, teminat ilkesi uyarınca ancak eşyanın değerine yönelmesine olanak verir.

Lex commissoria yasağı, Medeni Kanunu’muzun Eşya Hukuku bölümü başta olmak üzere mevzuatımızın çeşitli alanlarında düzenlenmiştir. Bu kapsamda, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nu (“TİRK”) hükümlerinde de bu yasağa ilişkin düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Nitekim, 1447 sayılı TİRK’nun 14/1 maddesinde açıkça borçlunun borcunu ödemediği takdirde alacaklıya ticari işletmeyi veya münferit bir unsurunu temellük etme hakkını veren her türlü sözleşmenin hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle, TİRK kapsamında borç vadesinde ödenmediğinde ticari işletmenin rehinli alacaklıya devredileceğine ilişkin lex commissoria anlaşması geçersiz olacağından, alacaklının rehinli alacağını elde etmek için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılması yönünde harekete geçmekten başka bir seçeneği mevcut değildir. Bir başka ifadeyle, bir ticari işletme üzerinde lehine rehin hakkı tesis edilen alacaklı, TİRK karşısında sadece rehin konusunun bedelinden alacağının ödenmesini talep edebilir. Buna karşılık, rehin konusunun mülkiyetini devralması mümkün değildir.

Buna karşılık, ticari işletme rehninde reform niteliğinde düzenlemeler içeren ve 1447 sayılı TİRK hükümlerini ortadan kaldıran 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (“TİTRK”) ile rehin konusu borcun ifa edilmemesi halinde alacaklıya özel ve haklar tanınmıştır. Zira rehin alacaklısına tanınan bu yeni haklar, rehin hukukuna hakim olan lex commissoria yasağının istisnasını oluşturacak niteliktedir. Nitekim, TİTRK 14. Maddesi uyarınca, borcun vadesinde ödenmemesi halinde rehin alacaklısının rehinli taşınırların mülkiyetinin devrini talep edebileceği öngörülmüştür. Bu kapsamda, rehin borçlusu borcunu vadesinde ödemediği takdirde, rehin alacaklısı alacağının rehin konusu taşınırın bedelinden ödenmesi yerine rehinli taşınırların mülkiyetinin kendisine devrini talep edebilmektedir.

 

Bu kapsamda, ticari işlemlerde teslimsiz taşınır rehnini düzenleyen TİTRK’nun, taşınır rehin sicili oluşturulması, rehin alana ve rehin verene çeşitli idari ve cezai sorumluluklar yüklemesi ile hukuk sistemimizde hakim lex commissoria yasağının istisnası niteliğinde hükümler içermesi sebebiyle, ticari işletme rehni alanında yıllardır uygulanan hükümleri revize eden yeni bir rejim yaratmaktadır.

For English Version

http://www.kasaroglu.av.tr/en/36113/Lex-Commisoria-Prohibition-under-Law-on-Pledges-on-Movable-Property-in-Commercial-Transactions