E-POSTALAR DELİL NİTELİĞİNİ HAİZ MİDİR? 17 Eylül 2021
E-POSTALAR DELİL NİTELİĞİNİ HAİZ MİDİR?
1.DELİL NEDİR?
Delil, en geniş anlamıyla kişiyi aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz veya emare olarak tanımlanmaktadır. Her türlü yargılama bakımından ise deliller büyük önem taşımaktadır.
2.NELER DELİL SAYILIR?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) delilleri belge kavramı çerçevesinde açıklamıştır. İlgili kanun maddesinde: “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” denilmek suretiyle belgelerin neler olduğu sayılmaktadır.
Bununla birlikte HMK, delil başlangıcı olmak üzere ayrı bir kavramdan da bahsetmektedir. Buna göre, delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu durumlarda bilindiği üzere tanık dinletilemez; ancak söz konusu delil başlangıcının bulunmasıyla senetle ispat zorunluluğu gerekse bile tanık dinletilebilir.
3. E-POSTALARIN DELİL NİTELİĞİ
HMK madde 199 hükmünde geçen “elektronik ortamdaki veriler” ifadesi e-postaları da kapsamaktadır; ancak söz konusu madde bu “elektronik ortamda bulunan verilerin” belge olduğunu söylemekle yetinmiş, söz konusu belgelerin ispat gücüne ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.
HMK kapsamında belge sayılan e-postaların ispat gücünün ne olduğuna ilişkin sonuç ilgili yargı kararlarından çıkartılacaktır.
4.YARGITAY GÖRÜŞÜ
Yargıtay’ın farklı tarihlerde vermiş olduğu kararlarda e-posta içeriğinin yazılı delil başlangıcı sayılacağını ve ilgili e-postayı delil olarak kullanan tarafın tanık dinletebileceğini hükme bağlamıştır.
Buna göre Yargıtay’ın 2015/9123 esas numaralı kararında danışmanlık hizmeti veren ve işe dair bilgileri e-posta yoluyla paylaşan tarafın delil olarak sunmuş olduğu e-postalara ithafen: ‘’Somut olayda, davacı vekilinin, danışmanlık hizmeti kapsamında yapılan işe ilişkin e-mail yoluyla iletişim kurulduğunu, bilgilerin bu yolla bildirildiğini, hatta davalının, 24.12.2012 tarihli e-mailinde, danışmanlık hizmeti verilen projeden bahsedilerek, sözleşmede davacının ücretine ilişkin belirlenen oranın yüksek olduğu ve düşürülmesinin talep edildiğini belirttiği, mahkemece, davacı tarafın tanık dinletme talebinin ise reddedildiği anlaşılmıştır.’’ Bu durumda mahkemece, davacı vekilince sunulan e-maillerin yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek, davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.’’ denilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/10021 Esas numaralı kararında ise ‘’Davacı, iddiasını ispat için davalı tarafından gönderildiğini ileri sürdüğü elektronik postaya ve banka kayıtlarına dayanmıştır. Davalının da kabulünde olan söz konusu elektronik posta HMK'nin 199. maddesi gereği delil niteliğindedir.’’ denilmekte ve devamında: ’’ Buna göre elektronik posta içeriği ile havale açıklamaları birbirini doğruladığı gibi elektronik posta içeriği delil başlangıcı niteliği taşıdığından tanık dinlenmesi mümkün olup, tanık beyanları da davacının iddialarını desteklemektedir.’’ ifadesi geçmektedir
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/3531 Esas numaralı kararında ise ‘’ … Takip konusu faturaların tarihlerinin bu yazışmadan önce olduğu ve HMK 199 maddesi gereğince elektronik maillerin yazılı delil başlangıcı kabul edildiğine göre davacı şirket yetkilisinin isticvabına karar verilerek hesap mutabakatı bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.’’ denilmiştir.
5.SONUÇ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. Maddesinde delil teşkil edebilecek belgelerin neler olduğu sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Bunlardan birisi elektronik ortamdaki verilerdir. 6100 sayılı Kanun’da her ne kadar elektronik ortamdaki verilerin belge sıfatına haiz olduğunu belirtse de söz konusu elektronik ortamdaki verilerin ispat gücüne dair bir belirlemede bulunmamıştır. Yukarıda belirtilen Yargıtay kararları ışığında elektronik ortamdaki verilerin yazılı delil başlangıcı olduğu ve tıpkı diğer delil başlangıçlarında olduğu gibi tanık dinletilmesine imkân verdiği sonucunu çıkarmaktayız.

