Covid-19’un alt işverenlik-asıl işverenlik bakımından etkileri nelerdir? 27 Nisan 2020

Yeni tip koronavirüs salgınının tüm dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte Covid-19 salgınının ticari hayat üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla, işverenler tarafından birtakım önlemlerin alınması gündeme gelmiştir. Söz konusu önlemler kapsamında dikkate alınması gereken hususlardan biri de, asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde yeni tip koronavirüs salgınına ilişkin önlemlerin hangi suretle alınacağının tespit edilmesidir. Gerek işyerinde salgının önlenmesine ilişkin gerekli önlemlerin alınması gerekse ücret ödeme borcu, yıllık izin kullanılması, işyeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi hususlar bakımından asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisinin sınırlarının belirlenmesi önem arz etmektedir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinin Varlığı Nasıl Tespit Edilir?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. Maddesinin 6. Fıkrası asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisinin varlığını “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.” şeklinde tanımlamıştır.

Buna göre, asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisinden söz edebilmek için:

  • İşyerinde işçi çalıştıran asıl işverenin varlığı,
  • İşin asıl işverene ait işyerinde yapılması,
  • İşyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin olması,
  • İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması,

unsurlarının bir arada bulunması gerekmektedir.

Yeni Tip Koronavirüs Dolayısıyla Asıl İşveren ve Alt İşveren’in Birlikte Sorumluluğu Doğar mı?

Yeni tip koronavirüse karşı alınan önlemler kapsamında, ticari hayatta yaşanan birtakım zorluklar ve bu zorluklar karşısında işverenlerin alabileceği önlemler daha önceki makalelerimizde değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin tespit edildiği işyerlerinde asıl işveren, alt işverenin de ilgili yükümlülükleri gereği gibi yerine getirdiğini temin ile yükümlüdür.

İş Kanunu’nun 2. maddesi asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu düzenleme altına almıştır. Buna göre, alt işveren ile işçisi arasında doğacak bir uyuşmazlıkta işçi uğradığı zararın tazminini doğrudan asıl işverenden talep edebilecektir.

Bu noktada asıl işveren, koronavirüs kapsamında alınacak kararlara ilişkin yalnızca kendi bordrosunda kayıtlı işçilerin değil alt işverene bağlı işçilerin de hukuka aykırı bir uygulamaya tabi tutulmadığından emin olmalıdır. Örneğin, İş Kanunu koronavirüs dolayısıyla faaliyetleri gerek resmi bir karar ile gerekse ticari bir kararla durdurulan işverenlere iş akdini fesih veya işçiye tek taraflı bir karar ile ücretsiz izin kullandırılması hakkı tanımamaktadır. Her iki durum da iş akdinin haksız suretle feshi sonucunu doğuracağından işçi İş Kanunu’ndan tazminatlara hak kazanacaktır. Bu halde, asıl işveren alt işverenin hukuka aykırı uygulaması dolayısıyla alt işveren işçisine karşı sorumlu olacak, işçi dilerse hak kazandığı tazminatları asıl işverenden talep edebilecektir. Aynı şekilde, evden çalışma, vardiyalı çalışma gibi hususlar da işyerinde yürütülen işin niteliğine göre belirleneceğinden, bu hususta da asıl işveren ve alt işverenin karar mekanizmalarını birlikte işletmeleri uygun olacaktır.

Türk hukuku, asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunu ortadan kaldıran düzenlemelere ise olanak tanımamaktadır. Buna göre, bu yönde bir anlaşmanın varlığı halinde dahi işçinin asıl işverenden talepte bulunma hakkı devam edecektir. Bununla birlikte, Covid-19’a karşı alt işveren tarafından alınan önlemlerin denetlenmesi kadar, asıl işveren ve alt işveren arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin taraflar arasındaki ilişkiyi ne şekilde düzenlediğinin gözden geçirilmesi; böylece olası bir zararın önüne geçilmesi de önem arz etmektedir.