KORONA VİRÜSÜNÜN NEDEN OLDUĞU COVİD-19 SALGINI KAPSAMINDA ÖZEL ÖĞRENCİ YURTLARINDA KALAN ÖĞRENCİLERİN SÖZLEŞMEDEN SORUMLULUĞU 16 Nisan 2020
ÖZEL ÖĞRENCİ YURTLARI İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN SÖZLEŞMELERİN KAPSAMI NEDİR?
Özel Öğrenci Yurtları, öğrencilerin öğrenim dönemi boyunca konaklaması, beslenme ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması ve eğitim hazırlıklarını yapmasını sağlamak amacıylaMilli Eğitim Bakanlığı izni ve ruhsatı ile açılabilen kurumlardır.
Öğrenci barınmasının sağlanması konusunda özel yurtlar, kamusal bir hizmet gerçekleştirdiğinden, yaptıkları işlemler kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı durumdadırlar. Bu noktada, söz konusu kurumların öğrenciler ile yapacakları sözleşmelerde ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalmaları gerekmektedir. Bu sebeple, yeni tip korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınının önlenmesi amacıyla okulların kapatılması ve eğitime uzaktan devam edilmesi halinde, öğrencilerin imzalamış olduğu özel yurt barınma sözleşmelerinin akıbetinin öncelikle bu mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
ÖZEL YURTLARLA YAPILAN SÖZLEŞMELERDE DERS YILI BİTİMİNDEN ÖNCE SÖZLEŞMEDEN CAYMA HAKKININ KAPSAMI NEDİR?
Öğrenciler tarafından özel yurt kurumlarıyla yapılan sözleşmelere ilişkin değerlendirme yapılırken “Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliğinin” (“Yönetmelik”) incelenmesi gerekecektir.
Buna göre söz konusu Yönetmeliğin 20/4 maddesinde, herhangi bir mücbir sebep hali ön görmeyen genel cayma hakkı düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre; bir ders yılı içerisinde özel yurda kayıt yaptıran öğrencilerin 15 Eylül tarihine kadar Kurumdan ayrılmaları halinde belirlenen yıllık barınma hizmetinin %10’unu, 15 Eylül tarihinden sonra Kurumdan ayrılmaları halindeyse barınma hizmetinin %30’unu ödemeleri gerekmektedir. Söz konusu düzenleme, öğrencinin kaldığı dönem için değil, kalmayacağı dönemlere ilişkin yurt ücretleri ile ilgilidir.
Görüldüğü üzere ilgili maddede cayma hakkı, herhangi bir sebep kapsamında düzenlenmeyerek, her ihtimal için uygulanabilir şekilde kaleme alınmış olmakla, mücbir sebep durumlarında hangi yolların izleneceğine ilişkin ayrıntılı düzenlemeye gidilmemiştir. Bu sebeple, yalnızca ilgili Yönetmelik hükmüne değil, aynı zamanda Borçlar Hukuku anlamında değerlendirme yapılarak bu duruma yorum getirilmesi gerekmektedir.
ÖĞRENCİLERİN COVİD-19 SALGINI KAPSAMINDA GETİRİLEN ÖNLEMLER KAPSAMINDA KULLANAMADIKLARI BARINMA HİZMETİNİN ÜCRETİNİ ÖDEME YÜKÜMLÜLÜKLERİ DEVAM ETMEKTE MİDİR?
Genel anlamda çizilen sınırın yanında, yeni tip korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınının önlenmesi amacıyla önce okulların kapatılarak eğitime bir süre ara verilmesi, ardından uzaktan eğitim sistemine geçilmesi sonucu öğrencilerin büyük bir çoğunluğu kaldıkları yurtlardan ayrılarak evlerine dönmüştür. Söz konusu önlemlerin ne kadar süreceği ve uzatılacağı da belli değildir. Bu kapsamda birçok öğrenciden, almadıkları barınma hizmetinin ücretini Yönetmelik’te belirlenen tutarlarda özel yurtlara ödemeleri beklenmektedir.
Ancak bu hususta Borçlar Kanunu kapsamında özellikle 137. maddede düzenlenen “Kısmi İfa İmkânsızlığı” kavramının uygulanabileceğinden bahsedilebilecektir. İlgili hükme göre; borcun ödenmesinin borçludan kaynaklanmayan sebeplerle imkânsızlaşması durumunda, söz konusu borcun ödenme yükümlülüğü kalmayacaktır.
Buna göre, Covid-19 salgını kapsamında alınan önlemlerden sorumlu tutulamayan öğrencilerin, bu sebeple alamayacakları barınma hizmetine ilişkin ücretleri ödeme yükümlülüğünün sona ereceğinden bahsetmek mümkündür. Ancak, hali hazırda öğrenci olmayıp veya öğrenci olup da yurtta kalmaya devam etmeyi talep eden kişiler bakımından, söz konusu hükmün uygulanmayacağının da göz önüne alınması gerekir. Zira, ilgili Kanun hükmü borcun yerine getirilmesini kısmen imkansız hale getiren durumların söz konusu olması halinde uygulanabilecek bir düzenlemedir. Bu kapsamda, her bir öğrenci bazında değerlendirme yapılarak, ilgili tedbirlerden ne ölçüde etkilendiğinin de incelenmesi gerekecektir.
Ayrıca ilerleyen günlerde ortaya çıkan uyuşmazlıkların artmasıyla, mevcut düzenlemelerin yetersiz kalması durumunda bu kapsamda bir kanuni düzenleme yapılması da mümkün görünmektedir.

