FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN ÇOĞALTILMA HAKKININ İHLALİNİN ÖZEL HUKUK BAKIMINDAN SONUÇLARI NELERDİR? 3 Ocak 2024
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (“FSEK”), eser sahibinin mali ve manevi haklarının ihlaline bağlı olarak hukuki ve bu doğrultuda açılabilecek hukuk davalarına yer verilmiştir. Bu davalar tecavüzün ref’i davası, tecavüzün men’i davası, tecavüzün tespiti davası, tazminat davası ve gerçek olmayan vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan dava olarak sıralandırılabilir.
1. Tecavüzün Ref’i Davası
Mali ve manevi haklar bakımından genel bir hüküm olarak düzenlenen FSEK madde 66/1 uyarınca söz konusu hakları tecavüze uğrayanlar, haklarını tecavüz edenlere karşı işbu dava yoluna başvurabilecektir. Öğretide görüş farklılığı olmakla birlikte bu dava tecavüzün sonuçlarını ortadan kaldırmak için başvurulabilecek bir yol olduğundan devam eden veya sona eren tecavüzler bakımından söz konusu olacaktır.
Mali haklara tecavüz halinin ayrı olarak düzenlendiği 68. maddede, yalnızca çoğaltma hakkının ihlali için özellikli hükümler de öngörülmüştür. Bu bağlamda FSEK madde 68/1 uyarınca diğer mali haklara da yer verilmekle birlikte FSEK’e aykırı şekilde yazılı izin almadan eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden çoğaltan kişilerden, izni alınmamış hak sahipleri Kanun uyarınca eğer taraflar arasında sözleşme varsa bu sözleşmedeki bedelin en fazla 3 katı, eğer sözleşme yok ise tespit edilecek rayiç bedelin en fazla 3 katını talep edebilecektir.
Aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında ise çoğaltılmış nüshaların satışa çıkarılmış olup olmadığına göre bir ayrım yapılmış, söz konusu hakkın ihlali bakımından hak sahiplerine ilişkin özel düzenlemeler getirilmiştir. Yalnızca çoğaltma hakkının ihlaline özel olmak üzere, FSEK madde 68/2 uyarınca izinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç katını talep edebilecektir. Alt fıkrada düzenlendiği üzere eğer izinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar bakımından yine yukarıda sayılan seçimlik hakkını kullanabilecektir.
2. Tecavüzün Men’i Davası
Çoğaltmanın ihlali bakımından önem arz eden diğer bir husus ise FSEK madde 69’da düzenlenen tecavüzün men’i (önlenmesi) davasıdır. Hüküm uyarınca mali ve manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini veya tekrar gerçekleşme ihtimalini dava edebilecektir. Burada tecavüzün ref’i davasından farklı olarak, sona ermiş veya hala devam eden tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin bir durum söz konusu değildir.
Başlamış ve devam eden bir tecavüzle ilgili olarak, men ve ref davaları birlikte de açılabilir. Zira tecavüzün ref’i davası, devam eden bir tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; men davası ise tecavüzün tekrarını önlemeye yöneliktir.
3. Tecavüzün Tespiti Davası
Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya FSEK’te doğrudan öngörülmemiş olmakla birlikte, doktrinde ve uygulamada kabul edilen diğer bir dava çeşidi de tecavüzün tespiti davasıdır. Bu doğrultuda eser ve bağlantılı hak sahiplerinin ürünleri üzerindeki haklarının ihlali durumunda, söz konusu ihlale yol açacak eylemin tecavüz niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından bu dava açılabilecektir.
4. Tazminat Davası
Eser sahiplerinin ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının korunması amacıyla tazminat davası açma imkânı da tanınmıştır. Mali hak niteliğine sahip olan çoğaltma hakkı bakımından FSEK madde 70/2 uyarınca mali hakları ihlal edilen kimse, hakkı ihlal edenin kusuru varsa haksız fiillere ilişkin olarak tazminat davası açabilecektir. Kanunun haksız fiil atfı ise Türk Borçlar Kanunu’nun 49. vd. maddeleri uyarınca dikkate alınacaktır.
5. Gerçek Olmayan Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan Dava
Tazminattan farklı olarak FSEK’in 70. maddesinin 3. fıkrasında hak sahibine, tecavüz edenin ihlal nedeniyle elde ettiği karı talep etme hakkı da tanınmıştır. Burada bir tazminat talebi değil, vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan bir talep söz konusudur. Doktrindeki görüşe göre çoğaltma hakkını ihlal ederek kazanç sağlayan kişi, hak sahibinin menfaati için hareket etmemiş olsa bile hak sahibi yönünden vekaletsiz iş gören sıfatına sahiptir.

