TİCARİ SATIŞLARDA SORUMSUZLUK ANLAŞMASI 17 Eylül 2020
- TİCARİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ
Satış sözleşmesi, bir tarafın sözleşme konusu malın mülkiyetini diğer tarafa devretme ve diğer tarafın da bunun karşılığında bir miktar para ödeme borcu altına girdiği bir sözleşmedir. Modern hayatta gelişen ticari faaliyetler neticesinde satış sözleşmesinin içeriği, biçimi ve tarafları da ticaret hayatının ihtiyaçlarına paralel olarak gelişmiştir. Tacirlerin ticaret hayatının gereği olarak yaptıkları işlemleri hızlı, sade ve çabuk bir biçimde halletmek zorunda olmaları “ticari satış” olarak nitelendirilebilecek bir tür satış sözleşmesini doğurmuştur. Bu sebeple, esas olarak Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) kapsamında düzenlenen satış sözleşmelerinin yanı sıra Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında da birtakım düzenlemelere yer verilmiştir.
Ticari satış sözleşmesi, kural olarak sözleşme taraflarından en az birinin tacir olduğu ve tacirin ticari işletmesini ilgilendiren bir sözleşmedir. Buna göre, her iki tarafın da tacir olmasına rağmen sözleşmenin ticari sayılmayacağı haller olabileceği gibi – örneğin iki tacirin de ticari işletmeleri ile ilgili olmayan kişisel kullanım amacı ile yapılan bir tablo (parça) satışı – sadece bir tarafın tacir olduğu durumlarda da tacirin sözleşmeyi yaptığı anda bunun ticari işletmesi ile ilgisi olmadığını bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı hallerde ortada bir ticari satış yoktur.
Ticari satış sözleşmesinin ayrı bir özellik arz ediyor olması sebebiyle, TTK’nın 23. maddesinde özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere, ticari bir satış sözleşmesi için sözleşmenin iki tarafının da tacir olması gerekmemesine rağmen TTK m. 23’ün uygulanabilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir. İlgili hükmün 1. fıkrasına göre: “Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.” Buna göre, sorumsuzluk anlaşmaları da dâhil olmak üzere, 23.madde kapsamında yer almayan her hukuki mesele TBK kapsamında incelenecektir.
- TİCARİ SATIŞLARDA SORUMSUZLUK ANLAŞMALARI
Sorumsuzluk anlaşması, bir sözleşmenin ihlali durumunda veya bir haksız fiil sonucunda ortaya çıkması muhtemel bir zarara ilişkin tazminat talebini tamamen veya kısmen engelleyen ve zarar daha doğmadan yapılması gereken anlaşmadır. Sözleşmenin ihlalinden doğan sorumluluğu ortadan kaldıran sorumsuzluk anlaşmaları uygulamada çoğunlukla esas sözleşmeye eklenen yan anlaşma şeklinde kurulmaktadır. Bu nedenle esas sözleşme ilişkisinin herhangi bir nedenle, örneğin emredici hükümlere aykırı olması sebebiyle hükümsüz olduğu durumlarda sorumsuzluk anlaşması da hükümsüz olur.
Borçlar Kanunu sorumsuzluk anlaşmasının yapılması için özel bir şekil şartı getirmemiştir. Bu durumda TBK. 11’de hükme bağlanmış olan şekil serbestîsi ilkesi gereğince, tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile bir sorumsuzluk anlaşması meydana getirmeleri mümkündür.
Özellikle sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlali durumunda sorumluluğu ortadan kaldıran anlaşmalar, borçlunun sözleşmeden doğan aslî edim yükümlülüğünü ve bu edimi yerine getirmek için göstermesi gereken özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz veya sınırlamazlar. Sorumsuzluk anlaşmaları sadece aslî edim ve özen yükümlülüğünün ihlali durumunda, borçlunun zararı tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırırlar.
TBK’da sorumsuzluk anlaşmalarını düzenleyen genel hüküm 115. maddedir. Ancak kanun koyucu TBK m. 214/3 ve 221’de, satım sözleşmelerinde ayıptan ve zapttan sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel kurallar getirmiştir. Bu maddeler TBK’daki genel kuralın özel görünüm şekilleri olduğundan, satım sözleşmeleri ve dolayısıyla ticari satım sözleşmeleri hakkında öncelikle uygulama alanı bulmaktadır.
Bahsi geçen hükümlere göre; taraflar satım sözleşmelerinde ayıp ve zapt halinde satıcının sorumluluğunun ne ölçüde kaldırılacağına serbestçe karar verebilirler. Sorumluluk tamamen kaldırılabileceği gibi sadece belli sınırlar ölçüsünde hafifletilmesi de mümkündür. Ancak tarafların sorumsuzluk anlaşmasına ilişkin sahip olduğu serbestlik sınırsız değildir. TBK bu tip anlaşmalara ilişkin bazı sınırlamalar getirmektedir. TBK m. 115 uyarınca, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Mevcut genel hükme paralel olarak, TBK m. 221’de ise satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olan satıcının ayıptan sorumluluğunu kaldıran anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir. Bunun yanında, TBK m. 214/3’de ise zapt durumunda üçüncü kişinin hakkını gizlemiş olan satıcının sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşmaların kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.
Ağır kusur, kastı ve ağır ihmali kapsayan bir kusurluluk halidir. Kast kişinin bilerek ve isteyerek hukuka (borcuna) aykırı davranması iken, ağır ihmal kişinin herhangi bir insanın aynı şartlar altında göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermemesi durumudur. Her somut olayda ağır kusurun bulunup bulunmadığı hâkim tarafından takdir edilecektir.
Sorumsuzluk anlaşmasının genel şartları hakkında daha detaylı bilgi için: http://www.kasaroglu.av.tr/tr/borclar-kanunu-kapsaminda-sorumsuzluk-anlasmalari
- GENEL İŞLEM KOŞULLARINDAKİ SORUMSUZLUK KAYITLARI
Uygulamada özellikle ticari satışlarda, sorumsuzluk anlaşmalarının genel işlem koşulu şeklinde düzenlendiğine çok sık rastlanmaktadır. Genel işlem koşulu olarak öngörülen sorumsuzluk kayıtları sadece kusur kapsamında değil, müşteri lehine seçimlik hakların sınırlandırılması, normalde mücbir sebep teşkil etmeyecek hallerin mücbir sebep olarak belirtilmesi, müşteriye uğradığı zarar kalemlerinden sadece belli bir bölümünü talep yetkisi verilmesi (örneğin borçlunun sadece fiili zarardan sorumlu tutulması, yoksun kalınan karın sorumluluk dışı bırakılması), zamanaşımı süresinin kısaltılması şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.
Bir sözleşmenin genel işlem koşulları içermesi onun doğrudan geçersiz olmasına yol açmamaktadır. Ancak kanun koyucu genel işlem koşullarına karşı güçsüz olan sözleşme tarafını korumak için bazı önlemler almıştır. TBK m. 21/1 “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır” demektedir.
Buna göre, satım sözleşmelerinde satıcının ayıba ve zapta karşı tekeffül yükümlülüğünü kaldıran kayıtların alıcının aleyhine olduğu açıktır. Bu durumda genel işlem şartı biçiminde düzenlenmiş olan sorumsuzluk kaydının geçerli olabilmesi, ancak satıcının bu konuda alıcıyı açıkça bilgilendirmesi ve sorumsuzluk kaydının içeriğini öğrenme imkânı tanıması halinde mümkündür. Aksi durumda, sorumsuzluk kaydı yazılmamış sayılacak, diğer bir ifade ile yok hükmünde olacaktır.
Bunlara ek olarak, sorumsuzluk anlaşmasının temel şartlarının genel işlem koşulu olarak sözleşmelere eklenen sorumsuzluk kayıtları bakımından da geçerli olacağı önemle hatırlatılmalıdır. Dolayısıyla, borçlunun ağır kusuruna dayanan kayıtlar ile özel bir hüküm ile sorumsuzluk anlaşması yapılmasının yasaklandığı hallerde sorumsuzluk kaydı koyulması mümkün değildir. Bununla beraber, borçlunun sorumluluğunun kanun veya yetkili bir makamın iznine dayalı olduğu ya da alacaklının borçlunun hizmetinde bulunduğu hallerde de sorumsuzluk kaydı konulamayacaktır.

