Limited Şirketlerde Ortakların Ortaklıktan Çıkarılması 7 Kasım 2019
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) ortağın kendi isteği dışında ortaklıktan ayrılmasının sağlanması ortaklıktan çıkarılma adı altında tanımlanmıştır. TTK’nın ‘Çıkarma’ başlıklı 640. maddesi gereği limited şirketlerde ortağın ortaklıktan çıkarılması, temelde esas sözleşmede öngörülen nedenlere dayanarak veya haklı nedenin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, TTK’nın diğer hükümlerinde de ortaklıktan çıkarılma ile ilgili çeşitli maddeler düzenlenmiştir.
TTK m. 640/1 ortağın şirket esas sözleşmesinde belirtilen nedenlere dayanarak ortaklıktan çıkarılmasına imkân verir. Çıkarılma durumu için belirlenen sebepler esas sözleşmeye sonradan da eklenebilir. Belirtilen nedenlerden birinin gerçekleşmesi durumunda, ortağı çıkarabilmek için genel kurul toplanmalı ve çıkarma kararı almalıdır. İlaveten, böyle bir durumda çıkarılmak istenen ortağa da kendisine noter ile bildirilmesinden itibaren 3 ay içinde genel kurul kararının iptalini talep etme hakkı verilerek ortağa bir güvence sağlanmıştır.
Şirket ortaklarının ortaklıktan çıkartılması için bir diğer yol ise haklı nedenin varlığıdır. Şirket sözleşmesinde öngörülmese bile haklı nedenin varlığı halinde şirket, ortağın çıkarılması istemi ile dava açabilir. Dava sonucu olarak çıkarılmaya karar verilmesi halinde, ortağın iptal davası açma hakkı yoktur. Şirketin ortalıktan çıkarma istemi ile dava açabilmesi için bu konuda genel kurul kararı olmalıdır. Söz konusu genel kurul kararı, genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğundan genel kurulun önemli kararlarından biri sayılır ve TTK m. 621/f.1- (h) ‘de düzenlenmiştir. Bu hüküm gereğince genel kurulda oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bulunması ve temsil edilen oyların en az üçte ikisinin sağlanması koşuluyla bir karar alınması gerekmektedir.
Bir diğer çıkarılma hali olarak ise, TTK'nın 636/f.3 hükmü kapsamında, bir ortağın mahkemeden şirketin feshini talep ettiği durumlarda, mahkeme istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebilir. Bu noktada hâkimin taleple bağlı olmadığı açıkça görülmektedir.
Bütün bunların yanında, kanunda ticari şirketlerle ilgili genel hükümlerde de ortaklıktan çıkarılma kurumu için başka bir yol daha düzenlenmiştir. TTK m. 141/2’de düzenlenen şirket birleşmesi durumunda da ortaklıktan çıkarılmanın mümkün olduğu öngörülmüştür. İlgili maddenin ilk fıkrası, birleşme halinde ortaklara devam etme ya da payların gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi alıp ortaklıktan çıkma arasında seçim hakkı tanınabileceğini düzenlerken, ikinci fıkrasında yalnızca ayrılma akçesinin verilmesinin de mümkün olmasının ortaklıktan çıkarılma sonucunu doğurduğu açıktır. Dolayısıyla birleşen şirketlerin, birleşme sözleşmesine bir hüküm koyarak ortakları ortaklıktan çıkartabileceği öngörülmüştür. Böyle bir durumda ortaklar, ancak paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesinin şirket tarafından kendilerine verilmesi ile ortaklıktan çıkarılabilir.
Aynı şekilde, TTK’nın şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerinde de ortaklıktan çıkarma için başka iki düzenleme daha getirilmiştir. Bunlardan biri; TTK m. 208 gereğince şirketler topluluğundaki hâkim şirketin, doğrudan veya dolaylı olarak bağlı şirketteki pay ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahip ise, kalan azınlığın dürüstlüğe aykırı davranması, sıkıntı yaratması ya da pervasızca hareket etmesi halinde azlığın paylarını satın alarak azlık pay sahibini ortaklıktan çıkartabilmesidir. Hükme göre bu tür durumlarda hâkim şirket, azınlığın paylarını varsa borsa değeri üzerinden, borsa değeri yoksa m. 202 ile uyumlu olarak mahkemece tespit edilen değer üzerinden satın alarak azınlığı ortaklıktan çıkarabilecektir. Bu maddenin getiriliş amacının, şirkette alınan kararlara haklı sebebin bulunmamasına rağmen karşı çıkan pay sahiplerinin şirketin ticari devamlılığını etkileyen hareketlerine son vermek ve şirket içi huzuru sağlamak olduğu açıktır.
Ortaklıktan çıkarılma kurumu için şirketler topluluğuna ilişkin bir diğer durum ise; m. 202’de düzenlenen hâkim şirketin hâkimiyetini hukuka aykırı bir şekilde kullanması halidir. Hâkim şirketin hâkimiyetini kötüye kullanması ve denkleştirme yapmaması halinde, bağlı şirketin her bir ortağı, hâkim şirket ve onun yönetim kurulu üyelerine karşı dava açarak şirketin zararlarının tazminini isteyebilir. Açılan davada hâkim, davacının talebi halinde ya da re’sen zararların tazmini gibi pay sahibinin payının gerçek değeri üzerinden satın alınmasına ya da duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir. Bu noktada da hâkimin taleple bağlı olmadığı açıktır. Davacı tarafından talep edilmediği halde ortağın paylarının hâkim şirket tarafından gerçek değeri üzerinden satın alınmasına karar vermesi; ortaklıktan çıkarılma kurumunun bir diğer görünüşüdür.
Limited şirketlerde sermaye azaltılması hallerinde, kanun koyucu anonim şirket hükümlerine atıf yapmıştır. Dolayısıyla sermaye azaltılması gibi bir durumda; kural olarak pay sahipleri arasında eşitlik ilkesi esas alınarak, tüm pay sahiplerinin paylarında aynı oranda itfa söz konusu olur. Buna karşılık şirket sözleşmesinde hüküm bulunması veya pay sahibinin kendi rızasıyla bazı pay sahiplerinin paylarının tamamı itfa edilebilir. Paylarının tamamı itfa edilen ortağın artık pay sahipliği sıfatı kalmamış olduğundan burada da bir tür ortaklıktan çıkarılma hali mevcut olacaktır.
Görüldüğü üzere, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması için ya esas sözleşmede öngörülen nedenlerden birinin gerçekleşmesi ya haklı bir nedenin varlığı veyahut yine TTK’ da çıkarılma durumu için düzenlenen ayrıksı maddelerdeki şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

