Ticaret Hukuku
İş hayatının nabzını tutan önemli konularda nitelikli ve faydalı bilgiler içeren makalelerimizi, dilerseniz her bir makalenin altında yer alan “Paylaş” butonunu kullanarak sosyal medya hesaplarınızda paylaşıp, çevrenizdekilerin de bu bilgilerden yararlanmasını sağlayabilirsiniz.
I. Bağımsız Denetime Tabi Anonim Şirketler
Bakanlar Kurulu ilk defa 19.12.2012 tarihli 2012/4213 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 397/4 uyarınca bağımsız denetime tabi olacak ortaklıkları belirlemiştir. İlgili kararda maddelerin yanında I ve II başlıklarını taşıyan iki liste mevcuttur.[1] Bu listelerdeki şirketler ile listede olmayıp Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar’ın 3. maddesindeki eşik ölçütlerden en az ikisini, iki hesap dönemi boyunca aşan şirketler bağımsız denetime tabidir.
[Devamı]
Yönetim kurulu üyelerini belirleme yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 408 uyarınca, devredilemez bir yetki olarak şirket genel kuruluna verilmiştir. Ancak TTK tarafından bu kurala kimi istisnalar getirilmiştir. Bu istisnai yollardan bir tanesi de TTK m. 363/1 ile düzenlenen kooptasyon yoluyla geçici atamadır. Bu bağlamda, yönetim kurulunda bir boşluğun ortaya çıkması hâlinde Yönetim Kurulu, geçici olarak yeni bir üye seçebilir.
[Devamı]
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) madde 407/3 uyarınca, TTK m. 333’te bahsedilen anonim şirket genel kurul toplantılarında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın (“Bakanlık”) temsilcisi bulunması zorunludur. İlgili maddede düzenlenenler haricinde Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in (“Yönetmelik”) 32/a hükmünde sayılan şu toplantılarda da toplantısında bakanlık temsilcisinin bulunması zorunludur:
[Devamı]
Günümüzde tacirlerin büyük bir kısmı ticari işletme kurmak suretiyle ticaret hayatına girmeyi tercih etmektedir. Söz konusu ticaret hayatında tacirin kendisini ve ticari işletmesini geliştirmesi; taciri, daha kurumsal bir yapıya bürünmeye ve dolayısıyla bir sermaye şirketi kurmaya sevk etmektedir. Böyle durumlarda tacirler genellikle yeni bir sermaye şirketi kurmayı tercih etmektedirler. Bu tercihin nedeni ise; ticari işletmelerin anonim şirkete dönüştürebileceği imkânından çoğu tacirin haberdar olmamasıdır.
[Devamı]
Bir alacağa güvence sağlayan ayni bir teminat niteliğindeki rehin hakkı, çağdaş iş ve ticaret hayatında özel bir öneme sahiptir. Zira rehinli alacaklı sahip olduğu rehin hakkı ile kendini güvende hisseder ve borçlu ise vadesinde borcunu ödeyememe durumundan zarar göreceği bilinciyle hareket eder. Dolayısıyla, rehin hakkı bir yönüyle alacaklının menfaatlerinin korunması amacıyla geliştirilen teminat amaçlı hukuki araçlardan biri olarak nitelendirilmekte ise de, ayrıca borçlu açısından ve daha genel anlamda ekonomik yaşamdaki hareketlilik bakımından önem taşıyan bir hukuk kurumudur.
[Devamı]
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 370. maddesi uyarınca anonim şirketlerde temsil yetkisi; esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Öte yandan; TTK’nın temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarını düzenleyen 371. maddesine 2014 yılında 7. fıkra olarak eklenen aşağıdaki hüküm ile şirketlerin hazırlayacakları bir iç yönergeye istinaden sınırlı yetkili ticari temsilci veya diğer tacir yardımcıları ataması ve bunu ticaret siciline tescil ettirmesi mümkün kılınmıştır.
[Devamı]
Elektrik faturaları üzerinden tahsil edilen kayıp kaçak kullanım bedeli ile PSH okuma bedellerinin iadesi sorunu ülkemizde ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Zira; tüketiciler nezdinde söz konusu bedellerin tahsilinin hakkaniyete aykırı olduğu yönündeki intiba neticesinde konu önce yargıya taşınmış, daha sonra hukuka ve hakkaniyete uygun olmayan bu tahsilatların niteliği ve tüketiciye iadesinin oldukça önem arz etmesi sebebiyle, kanun koyucu tarafından konunun yasal olarak tekrar düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur.
[Devamı]
Ülkemizde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında 31.07.2016 tarihinde yayımlanan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sermaye şirketlerinin iflas erteleme talebinde bulunması ve mahkemelerce iflas ertelemeye karar verilmesi engellenmiştir. Söz konusu KHK hükmü sebebiyle, iflas erteleme kurumundan yararlanamayan borçlular, ülkemizde uzun süredir yürürlükte olmasına karşın iflas erteleme kurumunun bulunmasından dolayı pek tercih edilmeyen konkordato kurumuna başvurmaya başlamışlar ve konkordatonun yeniden hukukumuzda uygulama alanı bulmasını sağlamışlardır.
[Devamı]
Tüzel kişilik, sermaye şirketlerinde pay sahiplerinden bağımsız bir varlık olarak hukuki muamelelerin tarafı olabilmesi ve taraf olduğu muamelelerden sermaye ortaklarından (pay sahipleri) bağımsız olarak sorumlu olması anlamına gelir. Şirketin taraf olduğu sözleşmelerden ve işlemlerden, sermaye ortakları değil, şirketin tüzel kişiliği sorumlu olur. Pay sahipleri ise şirketin tüzel kişiliğine karşı sermayeye katıldıkları oranda sorumlu olurlar. Bu durum şirket pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğunu oluşturmaktadır.
[Devamı]
Teknolojik gelişmeler doğrultusunda, yazılım geliştiriciliği Dünya çapında en hızlı büyüyen iş alanlarından biri hale gelmiştir. Ancak bu alanda başarılı olabilmek, yazılım geliştiriciler ile bu alana yatırım yapmak isteyenler arasında bir işbirliğini gerekli kılmaktadır. Zira yazılım geliştiriciler kendilerini finansal açıdan destekleyecek yatırımcılara ve yatırımcılar da parlak fikirleri olan yazılım geliştiricilere ihtiyaç duymaktadırlar ve bu işbirliği tarafların startup ilişkisi kurmasına yol açmaktadır. Ancak, startup ilişkisinin baştan detaylı bir şekilde düzenlenmemesi halinde tarafların ileride haklarının ihlaline sebep olacak ciddi problemlerle karşılaşma riskleri bulunduğundan, bu ilişkide düzenlenmesi gereken bazı hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir....
[Devamı]
[Galeri görünümü ]